Ana içeriğe atla

Çocuğum yemek yemeyince çok sinirleniyorum diyen annelere!


Çocuğum yemek yemediğinde çok sinirleniyorum, bağırıyorum, kendime hakim olamıyorum. Sonra pişman olup vicdan azabı yaşıyorum ama bir sonraki öğünde yeniden aynı şey oluyor ve ben yine bağırıp çağırıyorum. Öyle ki ev içinde hiç huzurumuz kalmadı. Yemek vakitleri yaklaştıkça geriliyorum, stres basıyor. Eşimle de sürekli çocuğumuz yemek yemiyor diye tartışıyoruz. O da sorunun ben de olduğunu ve fazla abarttığımı söylüyor. Durmadan bu yüzden kavga ediyoruz. Ne yapacağımı bilmiyorum!


Bu satırlar çocuğu yeme sorunu yaşayan çok sayıda anneden gelen ortak seslerin bir yansıması. Saatlerce mutfakta geçirilen zaman, özenle hazırlanan yemeklerin ziyan oluşu, çocukların ısrarı, ağlaması, öğürmesi, kusması ve sonunda gelen sinir harbi.

Neden çocuklarımız yemek yemediği zaman bu kadar çok sinirleniyoruz? Neden biz anneler bu derece kontrolden çıkarken babalar bir kenarda her şey yolundaymış gibi oturabiliyor?

İşin sırrı biraz yaratılış da biraz da annelerin zorlu hayatlarında gizli.

Biz kadınlar, yavrularımızı beslemeye programlanmış canlılarız. Daha hamile olduğumuzu duyduğumuz anda ilk aklımıza gelen bebeğimizi sağlıklı beslemek olur. Hayatta ağzımıza sürmediğimiz şeyleri sırf bebek sağlıkla büyüsün ve doğsun diye yeriz. Midemiz bulanıp kustuğumuzda yada iştahsızlaştığımızda hemen suçluluk duymaya başlarız. ‘Bebeğimi besleyemiyorum’ diye dertleniriz.

Aynı süreç doğum sonrası zirve yaparak devam eder. Bu kez de sütüm yetiyor mu, bebeğim doyuyor mu diye kendimizi sorguya çekmeye başlarız. Çünkü varlık amaçlarımızdan biri yavrularımızı beslemektir. Çocuğumuzun aç olması ihtimali bile bize uykularımızı kaçırtabilir. Çünkü fizyolojimiz tam da bize bunu söyler. ‘Yavrularını besle!’

Yavrularımızı doyurmamıza yardımcı bu hislerimizde bir sorun yok. Sorun sınırlarımızı aştığımızda ortaya çıkıyor. 

Nedir bu sınırlar?

Biz kadınlar her ne kadar yavrularımızı besleyip büyütmeye programlansak da doğumdan sonra çocuğumuzun fizyolojik olarak açlık/tokluk kontrolü konusunda bizden daha iyi kararlar verebileceğini unutuyoruz yada bilmiyoruz.

Bir bebek kendisini iyi hissettirecek miktarda beslenmeyi bilerek dünyaya gelir. Bu nedenle açıkınca ağlar. Siz de onu beslersiniz. Doyunca uyur. Uyandırıp daha sağlıklı olsun diye beslemeye kalktığınızda ortalığı yakar. Çünkü doymuştur ve ihtiyacı olan şey beslenmek değildir.

Aynı bilgi ek besin sürecine geçen çocuklarda da var. Onlar için daha doyurucu ve iyi hissettiren besinin anne sütü yada devam sütü olduğunu bilirler. Bu nedenle ek besin olarak onlara sunduğunuz yiyeceklerin sadece tadına bakarlar. Fazla zorlandıklarında huzursuzluk çıkarmaya başlarlar. Çünkü vücutları onlara süt içmesini söyler. Bunun nedeni içine ne koyarsanız koyun hiçbir ek gıda anne sütünden daha kalorili ve besleyici değildir. Bu geçiş sürecinde çocukların lezzetleri sadece tatması için desteklemek asıl besinlerinin anne sütü yada devam sütü olduğunu hatırlamak da fayda var. Miktara yine çocuğun kendisi karar vermeli. Kitaplarda yazan, doktorların söylediği şeylere değil çocuğunuzun sesine odaklanmak işleri kolaylaştırabilir. 

Gelelim biraz daha büyük çocuklara!

Ek besinden artık öğünlü beslenmeye geçen çocuklarda tıpkı doğduklarında olduğu gibi ne kadar yemeleri gerektiğini bilirler. Şunu hatırlamak önemli; çocukların mideleri kendi yumruklarından biraz daha büyüktür. Dolayısıyla yiyebileceği en yüksek miktar kendi yumruğu kadardır. Fazlasına zorlandığında vücudu fizyolojik tepkiler verir. Gerçekten karnı ağrır, midesi bulanır, kusmak yada öğürmek ister. Bu tepkilerin hiç birini çocuğunuz sizi sinirlendirmek için yapmaz. Vücudu ona yapması gerektiğini söyler. Biz yetişkinler çocukları kendimiz gibi sanarak büyük yanlışa düşüyoruz. Biz bedenimize fazla yemekle baş etmeyi öğretmiş durumdayız. Ki bu çağımızın en büyük hastalığı. Gereğinden fazla besleniyoruz ve çocuklarımızı da aynı yanlışın içine sürüklüyoruz. Zorlama, tartışma ve gerilim çocuklarda ‘Kendimi fazla yiyince kötü hissediyorum ve en güvendiğim insan olan annem beni bu kötü duruma zorluyor. Bir de dayanamadığım için bana kızıyor, bağırıyor’ mesajından başka bir şey vermiyor. Bu kaygı dolu mesajın sıklığı arttıkça çocukların yemekle olan ilişkileri bozuluyor. Daha yemeden vücutları olumsuz sinyaller vermeye başlıyor. Ağzına kaşık götürmeden öğürmeler, yemek kokusuna dayanamama gibi durumlar beyinlerinin onlara hatırlattığı olumsuz anların fizyolojik sonuçları.

Peki ne yapmalı?

Çocuğunuzun yeme miktarına ve zamanlarına kendi karar vermesini sağlayın. Evin düzeni sürsün, tekrar tekrar masa kurmayayım diye çocuğunuzu yemeye zorlamayın. Çocuğunuzun neyi ne kadar yiyeceğine kendi karar verebileceğini bilmek kaygılarınızı azaltır. Bunu gerekirse mutfak dolabınıza yazıp yapıştırın. Çocuğunuz gerçekten yemek yemezse ve ciddi bir açlıkla karşı karşıya kalırsa kilo kaybetmeye başlar. Eğer çocuğunuz istediği miktarda yemek yiyor üstüne de boyu uzuyor, kilosu düşmüyorsa her şey yolundadır. Bunu kendinize sık sık hatırlatın. Komşunun gürbüz oğlu yada pembe yanaklı kızı bir kıstas olmamalı. Az yemek sağlıklı olandır. Çok yemek çocuğu hasta eder. 

Son olarak da bu günlerin geçeceğini bilin. Yeme yemeye alışmak çocukların geçtiği zorlu süreçlerden sadece biri. Bu süreci eğlenceli hale getirin. Geriye dönüp annesinin öfkesini değil onun için hazırladığı güzel kokuları hatırlasın. Bırakın yaptığınız çorbadan 2 kaşık yesin ama tadı damağında kalsın. Bir gün ikinci kase için elini size uzatacağından emin olun.



iPad’imden gönderildi

Yorumlar

  1. Merhaba kızım Nisan ayında 5yasinda olacak neredeyse ek gıda geçtiğimiz gunden beri yemek sorunu yaşadık.hic sevdiremedim geçen yaz geniz eti ameliyati oldu , bu arada 3 ay kadar psikolog düzenli gittik, herhangi bir sorun gorulmedj , bir kaç öneri verildi sofra ile ilgili devam etmeye gerek duyulmadi.ama kilomuz 13 indi 15 idi , yemek hep sorun çok yavaş yiyor ve ağzında tutuyor mudahele edince inat edip ağlayıp kusuyor , bu ara akşam yemeyi de bıraktı , aç da kaldı bişey değişmiyor ne yapmali

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen ne düşünüyorsun?

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yaşındaki bebek neden yemek yemez?

Bebeğinizle ek gıdaya geçtiniz! Püreler hazırladınız kimini yedi kimini yemedi ama yine de iyi kötü besinlerle tanışmasını sağladınız. Sonra bebeğiniz ilk yaşına geldi ve siz onun artık daha farklı şeyler yiyebileceğini, püreler, rondolar yerine taneli gıdaları yiyebileceği için sevinmeye başladınız. Artık dişleri de çıktığına göre her şey daha kolay olacak diye düşündünüz! Ama hiç de öyle olmadı! 1 yaşından sonra bebeğiniz önüne konulan yeni şeyleri reddetmeye, ağzına aldığı yiyecekleri şiddetle öğürmeye ve kusmaya başladı. Rondoyla olan muhabbetiniz daha da koyulaştı! Saatlerce uğraşıp pişirdiğiniz yemeği kusursuzca rondoladınız. Ama yine de işe yaramadı değil mi bebeğiniz ilk kaşıkta her şeyi çıkardı. Üzülmeyin yalnız değilsiniz!  1 yaşından sonra bebeklerde yemeklere karşı ortaya çıkan direncin çok mantıklı bir nedeni var. Okuyunca içinizin rahatlamasını umuyorum. İnsan beyni hala ilkel dönemlerdeki gibi çalışır. Yani tek amaç var. Hayatta kalmak! Bu bebekler i

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım?

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım? sorusu bu sıralar obenimannem.com okurları tarafından sıklıkla bize soruluyor. Çocuğumu 1. sınıfa göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenleri sizler için derledik. Çocuğunu okula göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenler Milli Eğitim Bakanlığı'nın okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları yönetmeliğiyle düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre, 66 ve 71 ay arası çocukların okula başlama tercihi velilerine bırakılmıştır. Eğer çocuğunuzun yaşı 69-71 ay aralığındaysa ve çocuğunuzu 1. sınıfa göndermek istemiyorsanız kamu ve üniversite hastanelerinden rapor almanız gerekmektedir. Bu raporların çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından düzenlenmesi ve çocuğun gelişiminin okula başlamaya uygun olmadığına dair ifadeleri içermesi gerekmektedir. Eğer çocuğunuzun yaşı 60-66 ay aralığındaysa ve okula gitmesini istemiyorsanız rapor almanıza gerek yok. Ailelerin çocuklarını okula göndermek istemediklerini belirten bir dil

RAM raporu ile kayıt erteleme nasıl olur?

RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü, nasıl yapılır? Koronavirüs salgını hayatımıza bir de RAM raporunu soktu. Uzun yıllardır özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler için uygulanan RAM raporu süreci Koronavirüs salgını nedeniyle çocuklarını okula göndermek istemeyen velilerin için bir kaçış umuduna dönüştü. 72 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen veliler çocukları için RAM raporu almayı bile göze almış durumda. Peki nedir bu RAM raporu, nasıl alınır, şartları neler? Daha da önemlisi RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü?  Geçen haftalarda kaleme aldığım ‘ Çocuğumu okula göndermezsen ne olur’  Başlıklı yazıyı okuyup bana ulaşanlar RAM raporunu sordu. Bu yazı da çocuğunu okula göndermek istemeyip RAM raporu hakkında bilgi arayanlar için gelsin. İşe RAM raporu ne demek onu açıklayarak başlayalım! RAM Raporu Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nin adının kısaltılmasından geliyor. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışan bir yapı. Görevleri özel ve de

Çocuğumu okula göndermezsen ne olur?

2019-2020 döneminde çocuğunuzu okula göndermezseniz ne olur? Koronavirüs nedeniyle çocuğunu okula göndermek istemeyen aileler için idari para cezasından çocuğun velayetinin alınmasına varan yasal düzenlemeler var. Özellikle birinci sınıfa başlayacak olan 72 ay ve üstü yaş grubunda çocukları olanlar MEB'den ara bir düzenleme bekliyor.  Çocuğumu okula göndermek istemiyorum diyen aileleri bekleyenlerin detayları ve yapılabilecek bir kaç öneriyi sizler için kaleme aldım. 2019-2020 öğretim yılı veliler için verilmesi gereken kararlar nedeniyle geçmişe oranla çok daha zorlu bir yıl olacak. Özellikle de 72 ay ve üstü yaş grubunda çocuğu olan veliler için. Çocukları birinci sınıfa zorunlu olarak başlayacak olan veliler aylardır 'Çocuğumu okula göndermek istemiyorum, çocuğumu okula göndermezsen ne olur?' sorularına yanıt bulmak için MEB'den açıklama bekliyor. İlkokul birinci sınıfa başlaması zorunlu yaş grubundaki çocukların aileleri Koronavirüs salgının halen etkisini sürdürdü

Çocuklara yazı yazmayı sevdirecek eğlenceli yol

Çocukların yazı yazma becerilerinin gelişmesi için ellerindeki ince kaslarının gelişmiş olması şart. Okul öncesi dönemde yapılacak basit aktivitelerle hem çocuğunuzun ince kaslarının gelişmesine yardımcı olabilir hem de yazı yazarken el kontrolü kabiliyetini geliştirebilirsiniz. Yazı yazmaya hazırlık tahtası tam da bu işi görecek eğlenceli bir yöntem. İhtiyacınız olan bir karton kutudan kesilmiş mukavva parçaları, bir kaç tane A4 kağıdı, harita raptiyeleri ve yapışkanlı dekor kağıtları. Yazı yazmaya hazırlık tahtasının nasıl yapılacağını playerdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.

Çocuğum yemek yemiyor biliyorum aç diyen anneler dikkat!

Çocuğunun yemek yemediğinden şikayet eden bir danışamın bana gönderdiği mesajda adeta yardım çığlığı atıyordu. Çocuğu yemekleri özellikle de kahvaltı sırasında kusuyor, öğürüyordu. Diğer öğünlerde de yemek yemiyordu. Çocuğun yemek yememesi anneyi öyle yıpratmıştı ki aile ilişkilerinin bozulduğunu, eşiyle sorunlar yaşadığını anlatıp. kendisinin bile terapiye ihtiyacı olduğunu yazmıştı. Mesajındaki bir cümlede ise 'Çok az yiyor biliyorum aç ama yemiyor. Doyamaz bu kadar yiyecekle!' diyordu. 'Yedi ama çok az. Çocuğum kesin aç' fikri her annenin aklının bir köşesinde durur, içini kemirir kemirir! Öğünden kalanları yedirmek için peşinde koşarız. Olmadı lezzetiyle başını döndürecek şeyler pişiririzi mesela bir tabak patates kızartması. 'Aman yesin de ne yerse yesin yeterki kaynı doysun' der eline iki bisküvi, biraz çikolata olmadı bir bardak meyve suyu veririz. Çocuğumuz bunlardan birini yerse kendimizi mutlu hisseder bir sonraki öğüne kadar sakinliğimizi koruruz. Çün

Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı işte bizim evin planı!

Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı? Okullar için bu yıl yaz tatili resmi olarak değil ama fiilen başladı. Uzun Ramazan Bayramı tatili çocukları bu yıl erkenden yaz tatiline kavuşturdu. Her yaz tatilinde olduğu gibi biz velilerin aklında yine çocuklar yaz tatilinde ne yapmalı, ders çalışmalı mı soruları var! Bir tarafımız 'Aman bırak çocuk tatilin tadını çıkarsın'  derken, diğer yarımız  'ama biraz kitap okusun, biraz test çözsün, azcık da ders çalışsın'  demeden duramıyor! Söz konusu çocukların yaz tatilini nasıl geçirmeleri gerektiği olunca kabul edelim karar vermek zor. Burada doğru kararları vermek için bakış açımızı tek bir noktadan farklı bakış açılarını içeren geniş bir perspektife çevirmekte fayda var. Öncelikle karnelerdeki durumlar her ne olursa olsun tatil çocukların hakkı. Hiçbirimiz yılın kısa bir süresini kapsamayan tatillerde çalışmak istemeyiz. Dolayısıyla çocuklarımızın da 9 aylık sıkı bir okul maratonu sonrası ders çalışmak en son isteyecekleri

Çocuklar neden her şeyi yere atar? Bakış açınızı değiştirecek öneriler!

Çocuklar ve bebekler neden her şeyi yere atıp, döker? Beşikte, kundakta sakince yatırıp uyuttuğunuz, sonra ilk dönüşlerini ilk adımlarını merakla beklediğiniz çocuğunuz şu sıralar eline ne bulduysa atıp, döküyor mu? Ne yapsanız çocuğunuzu durduramıyor, ne söylüyorsanız başarısız mı oluyorsununuz? Döküp atmalarına bir de öfke nöbetleri mi eklenmeye başladı? Korkmayın çocuğunuz büyüyor! Tek yapmanız gereken belki de bakış açınızı değiştirmektir! Öncelikle kabul edin. 2 yaş civarına yaklaşan çocuklar ellerine geçirdikleri her şeyi yere atar, döker, fırlatırlar. Bunu yaparken kendilerinin yada başkalarının zarar göreceğini düşünmezler. Tek yapmak istedikleri eline aldığı şeyi atınca neler olduğunu izlemek, deneyimlemektir. Ancak bu yaş grubunda tek bir deneyim yada bir kaç deneyim yeterli değildir. Yani bir kez elindeki bardağı yere attığında olanı görüp 'ha tamam atınca yere düşüyormuş, ses çıkarıyormuş, su dökülüyormuş' diye düşünemezler. Sadece olana odaklanırlar ancak

İnatçı çocukla doğru iletişim nasıl kurulur?

İnatçı çocukla doğru iletişim nasıl kurulur? Geçen haftalarda bir okurumuz 5 yaşındaki oğluyla yaşadığı bir sorunu paylaşmıştı. Durum özetle şöyleydi: Çocuğun okula uyumuyla ilgili hiçbir sorunu yok. Ancak gerek arkadaşlarıyla ilişkisinde gerekse ev içinde aile bireyleriyle ilişkisinde 'istediği olmadığı' zaman hırçınlaşma, oyundan çıkma ve iletişimi kesme yönünde tavır gösteriyordu. Benzer sıkıntıları çok sayıda ailenin yaşadığını düşünerek okurumuza verdiğim yanıtın bir benzerini köşeye taşımak gerektiğini düşündüm. Umarım benzer sorunlar yaşayan anne babalara da yol gösterici olur! Öncelikle böyle bir durum yaşıyorsunuz bakabilceğimiz ilk yer çocuğumuzun yaşı olmalı. Çünkü çocukların davranışlarını analiz ederken yaş çok belirgin bir faktör olarak karşımıza çıkar. Okurumuzun durumundaki gibi 5 yaşındaki çocuklar, kendi benlik duyguları gelişmiş, kendi başlarına bir şeyler başarma istediğiyle donanmış olurlar. Bu yaşlar tam da bu özelliklerinin gerektirdiği davranışlar