Üniversite tercihi nasıl ve neye göre yapılır?


Üniversite tercihi nasıl ve neye göre yapılır? Üniversite tercihi yapmak demek Türkiye gibi sürekli bir değişimin ve istikrarsızlığın olduğu ülkelerde çok bilinmeyenli denkler çözmek gibi.

Aslında formül basit olmalı!

Kişi ne istiyorsa, neye ilgi duyuyorsa, neye karşı tutkusu varsa tercihi de o yönde olmalı. Ancak gelecek kaygısı, yetersiz bilgiler, etiketler, alınan puan, yıl ve para kaybı endişeleri, ebeveynlerin beklenti ve endişeleri işin içine girince her şey olduğundan daha zor bir hal alıyor.

Ülkenin üniversiteye giriş sisteminde en sarsıcı değişimin yaşandığı 28 Şubat döneminde liseden mezun olmuş biri olarak hem kendi üniversite deneyimlerim hem de 14 yıllık meslek hayatım sonunda diploma, iş, meslek, kariyer alanlarında değişimleri yaşayan biri olarak üniversite tercihi yapacak olan öğrenciler ve aileleri için bir kaç öneriyi şuraya bırakmak isterim. Zira hayat doldurulan bir kaç kutucuktan ve o kutucuklardan birinden gelecek diplomayla sınırlı değil. Daha doğru bir ifadeyle yeterli değil!

NEDENLERE DEĞİL SONUCA ODAKLANIN!

Öncelikle başta sınav sistemi gibi değiştirmemizin mümkün olmadığı süreçlerle başlayalım. Sınava giren bir çok öğrenci için sistemin getirdiği bir çok olumsuzluğun sonucu can sıkıcı bir süreç yaratmış olabilir. Ancak unutmayın bu süreçler sınav sonucunuzu etkilemiş olsa da değiştirebileceğiniz türden şeyler değil. Nedenlere takılmak yerine sonuca odaklanmakta fayda var. Eğer gerçekten istediğiniz bölüm için bir şansınız varsa şartları zor olsa da istediğin bölümden vazgeçmeyin.

ÜNİVERSİTE ETİKETLERİNİ DEĞİL TUTKUNUZU İZLEYİN

Bugün Türkiye'de bir çok alanda olduğu gibi etiketler üniversiteler için de öne çıkan bir yapıya dönüştü. Bazı okullar diğerlerinin önünde. Haliyle iş bulma süreci başlayınca o etiketler bir şekilde önünüze çıkıyor. Ancak şunu bilin ki hiçbir etiket sizin kişisel yetkinliğinizden daha önemli değil. Önemli olan üniversite hayatınız boyunca okumak istediğiniz alanla ilgili göstermiş olduğunuz çaba ve ekstra birikimdir. Sadece 'daha iyi' diye düşünülen bir üniversitede istemediğiniz bir bölüme girmeyin. Üniversiteden önce kendi isteklerinizi ön plana çıkarın. Sonunda istemediğiniz bir işiniz olmasındansa istediğiniz bir mesleği size getiren üniversiteyi tercih edin.

BU BÖLÜMDE AÇ KALIRSIN DİYENLERİ UMURSAMAYIN!

Bu başlık hem öğrenciler hem de ebeveynleri için!

Türkiye'de bir çok bölüm ne yazık ki yok denecek bir istihdam alanına sahip. Peki bu hayallerden vazgeçme nedeni mi olmalı? Kesinlikle hayır!

Örneklendirerek devam edelim;

Bir öğrenci var. Ortaöğretiminden beri Hitit tarihiyle yakından ilgili, meraklı. Hayali Hititoloji okumak. Ancak iş kaygısı çoktan paçasına yapışmış durumda. Ne okulda, ne dershanede ne de evde kimse bu bölümü okumasını tavsiye etmiyor. Herkes 'işsiz kalırsın' diyor! Bir de üstüne puanı daha 'popüler' bölümlere de yetiyor. Gel de şimdi çık işin içinden!

Önce öğrenci kardeşime seslenmek istiyorum: Gönlünde böyle bir bölüm varsa yüreğinin sesini dinle. Ancak şunları da unutma. Evet bu tip alanlar Türkiye'de iş bulmanın çok ama çok zor olduğu alanlar. Fakat aynı zamanda bu alanlarda çok özel yetişmiş insanlarında vazgeçilmez olduğu alanlar. Ne demek istiyorum. Eğer böyle çok özel bir alanda eğitim almak istiyorsan üniversite diploman senin için yeterli olmaz. Hayatının üniversiteli yıllarını çok ama çok çalışarak, araştırarak ve kendini geliştirerek geçirmen lazım. Sadece sınavlardan geçer not almak yetmez. Gerek yurtdışında gerekse yurtiçinde sınırlarını ve imkanlarını zorlaman lazım. Bu tip işlerde tutkulu ve azimli olursan başarırsın. O iş de sadece sana gelir.

Şimdi de sıra anne ve babalarda: Çocuğunuzun okumak istediği bu tip özel bölümlere girmesine engel olmayın. Eğer çocuğunuz gerçekten tutku derecesinde bu tip bölümlerde okumak istiyorsa sizin yapabileceğiniz en iyi şey ona 'lojistik' destek sağlamaktır. Ne demek istiyorum? Çocuğunuzun alanında en iyi olması için imkanlarınızı seferber edin. Bu tip özel bölümlerde fark yaratmak için yurtdışındaki üniversitelerde çalışma imkanı yaratmasına yardımcı olun, staj, öğrenci değişimi gibi programlara katılmasına destek olun. Mutlaka dil öğrenmesine hem de bir kaç dil öğrenmesi için maddi imkanlar yaratın. Çocuğunuz Hititoloji mezunu olduğunda bu ülkedeki en iyi mezun olsun. O iş çocuğunuzu bu ülkede yada başka bir yerde bulur. Bu tip alanlarda iş bulmak zordur ancak kendisini tutkusuyla yetiştirmiş kişiler rakipsizdir, özeldir.

TEK MESLEKLİ DÖNEM BİTTİ

Eskiden mühendis olunca hayatın boyunca mühendis olurdun. Ancak hayat artık tek bir mesleki düzen üzerine kurulu değil. Aşçılık yapan doktorlar, fotoğrafçılık yapan öğrenmenler, koçluk yapan bankacılar var. Artık tek bir meslek hayatın gerçekleriyle örtüşmüyor. Türkiye'de halen üniversiteler tek tip bölüm üzerine kurulu olsa da yurtdışında özellikle de gelişmiş ülkelerin üniversitelerinde farklı disiplinlerin aynı anda eğitime yansıdığı düzenler kurulmuş durumda. Tıp okurken, sanat tarihi okumanız da mümkün, genetik okurken uzay bilimiyle ilgilenmeniz de. Ne ne kadar Türkiye'de işler böyle yürümese de gün gelip de iş bulmak için CV hazırladığınızda işvereniniz sizden bu yetkinlikte olmanızı isteyecek. Çünkü üniversiteler değişmese de iş yaşamı çoktan evrilmiş durumda. Mülakatlarda, 'Mimarım aynı zamanda fotoğraf tutkunuyum. Dünyanın farklı yerlerindeki mimarı yapıların fotoğraf hikayelerinden oluşan bir blogum var' diyen kişiyle sadece mimarlık diploması olan yarışamaz. 'Doktorum aynı zamanda da gezginim' demek bir çok işveren için tercih nedenidir. Çoklu düşünen, tutku ve zevkleri olan, kendini geliştirenler ancak yeni dünya düzeninde yer bulabilir. O nedenle üniversite diplomasının tüm sorunları çözeceğini sanma. Tutkunu bul!

BÖLÜMÜN İHTİŞAMINA KAPILAN EBEVEYNLER DİKKAT!

Gelelim anne ve babalara!

Çocuğunu yeterince tanımayan buna karşın tercih sürecine gereğinden fazla müdahale eden ebeveynlerin tutumları sonunda okurken mutsuz olan, çalışmaya gelince yetersiz bir nesil yaratıyor. Kendi isteklerinizi çocuğunuzun isteklerinin önüne koymayın. Sizin meslek tercihi yaptığınız dönemdeki şartların günümüz dünyasında geçerli olmadığını hatırlayın. İşletme oku her yerde iş bulursun yada benim oğlum doktor olacak, kadınlar için en ideal meslek öğretmenlik gibi klişelerle çocuklarınızı yönlendirmeyin. Yapmanız gereken, çocuğunuzu iyi tanımak, çocuğunuzun kendisini ve isteklerini iyi tanımasına yardımcı olmaktır. Örneğin, 'Tıp okuyacağım' diyen çocuğunuzu doktor olsun diye desteklemeniz normal. Ancak çocuğunuz sınavda biyoloji bölümünden sıfır çekmişse ve bu maddi bir hatadan (kaydırma vs.) oluşmuyorsa çocuğunuzun beklentilerini sorgulamasına yardımcı olun. Aynı şekilde mühendislik isteyen bir çocuk fizikte başarısızlık gösteriyorsa ona tercihlerini sorgulatın. Doktorluk, mühendislik vs. iyi bölümler, popüler bölümler, havalı bölümler diye para harcayıp özel üniversiteler gönderip yada tekrar tekrar aynı bölümler için deneme yapmaması gerektiğini ona gösterin. Çünkü gerçek başarıyı ancak ilgi getirir. Eğer gerçekten bir çocuk doktor olmak istiyorsa biyoloji onun için en keyif aldığı alan olmalıdır. Önce bu ilgi oluşmalı ardından sınav başarısı ve bölüm tercihi gelmelidir. Sırf doktorluk iyi iş diye o bölümü tercih etmemelidir.

Buradaki ince çizgi öğrencinin neye ilgili ve tutkusu olduğunu bulmaya yardımcı olmaktır.




0 yorum