Ana içeriğe atla

Bebekler gerçekten ağlayınca daha mı iyi uyurlar?


Söz konusu çocuklar ve bebekler olunca her gün yeni bir akıma kapılıp gidiyoruz. Bu aralar özellikle yabancı medya ve bloglarda sık sık gündeme gelen en popüler akım 'kontrollü ağlama.'

Ebeveynlerin ve bazı araştırmacıların iddialarına göre, bebeklerin kontrollü şekilde ağlamalarına izin verdiğimizde 'gece uykuları' daha kaliteli hale geliyor. Gece sabahlara kadar bebek sallayan, uykusuz, çaresiz anne babalar için her yol bir seçenek olunca 'kontrollü ağlama' akımı da hızla yayılıyor. 
Hatta bu alanda deneyimlerini paylaşan Emily Oster, 'Cribsheet' adlı bir kitap yazarak kontrollü ağlama yönteminin faydalarını bile anlattı. Emily Oster'a göre 'bebeklerin ağlar halde bırakılmasının bir sakıncası yok.'

Peki Emily Oster ve bu yöntemi uygulayan diğer anneler ve destekleyen araştırmacılar haklı mı? Bebekler ağladıktan sonra daha mı iyi uyurlar?

İlk bakışta sonuçları itibariyle bir süre ağlayan bebekler daha iyi uyuyormuş gibi durabilir. Ancak bu bebeklerin ağladıktan sonra rahatladıkları ve uykuya geçtikleri anlamına gelmez. Yani biz yetişkin gözüyle 'ağla açılırsın, rahatlarsın' bakış açısı bebekler için geçerli değil. Bebekler ağladıklarında yorulur, yorgunluktan uyku haline geçerler. Sonuçta uykusuz anne babanın istediği olur, bebek belki normalden daha uzun süre uykuda kalır, bu bizleri rahatlatabilir. Ancak bebekler için aynı rahatlamadan bahsetmemiz mümkün değil. 
Özellikle erken dönem bebeklikte kesilmeyen uzun süreli ağlamalar (altında yatan bir sağlık sorunu yoksa) bebeklerin kendilerini iyi hissetmedikleri, güvende hissetmediklerinin işaretidir. Böyle durumlarda bebeklerin en çok ihtiyaç duydukları şey yalnız kalmak değil, ebeveynlerini hissetmektir. 

Küçük bir bebeğin ağlayarak sorunlarıyla kendi başına baş etmesini beklemek takdir edersiniz ki mantığa da aykırı!

Sözkonusu bebeklerin ağlama nöbetleri olunca bulduğunuz çözümleri sürekli değiştirmek zorunda kalabilirsiniz. Bir ay önce bebeğinizi kucağınıza aldığınızda biten ağlama krizleri, 1 ay sonra saatlerce sallamayla geçmeyebilir. Bu da her yolu denememize neden olan bir kaos yaratabilir.
Bebeklerin sürekli fikir değiştirmesinin nedeni hem bedenlerinin, hem ihtiyaçlarının hem de beyinlerinin hızlı değişimlere uğramasıdır. Örneğin, 4 aylık bir bebeği kucağınızda pışpışlamanız işe yararken, 7 aylık bir bebeğin sakinleşmesi için sizin desteğinizle hareket etmeye ihtiyacı olabilir. Çünkü bedeni ona artık 'hareket et' sinyalleri göndermektedir. 

Yada yaşını geçen bir bebek geceleri uyumaz hale gelebilir. Bu kez de bebeğinizin gündüz uyku düzenini gözden geçirmeniz gerekebilir. Çünkü artık daha az uykuyla idare etme becerisi kazanan bebeğiniz akşam saatlerine doğru uzun gündüz uykuları uyuyorsa gece ayakta kalması normalleşebilir hatta rutine bağlanabilir. Hareket kabiliyetinin yükseldiği dönemlerde bebeklerin gündüzleri uzun uykulara değil, hareket edecek, enerjilerini kullanabilecekleri ortam ve aktivitelere ihtiyaç duyarlar.

İLK 3 AY KOŞULSUZ EBEVEYN DESTEĞİ ŞART

Özellikle bebekliğin ilk 3 ayında ağlama nöbetlerine karşı yüksek dirayet göstermeniz ve bebeğinizle olabildiğince tensel temas halinde olmanız gerekir. Kucağa alışır, şımarır, yatağına alışmaz vs. gibi kaygıların yersiz olduğunu hatırlamakta fayda var. Zira bebekler hayatlarının ilk 3 ayında bir bebekten çok anne karnındaki fetüs özelliği gösterirler. Yani tam olarak gelişmiş bir bebek olarak doğmazlar. Bu nedenle anne karnındaki güvenli ortama şiddetle ihtiyaç duyarlar. Basit bir rüzgar esintisi, hafif bir gaz sancısı yada acıkma hissi bebeklerde çılgın ağlama nöbetleri yaratabilir. Bu ilk 3 ay için bebekleri iyi hissettirmek için yapılabilecekler arasında kundaklama, vücuda asma, sarılma, kucakta taşıma ve ihtiyaçlarını zaman kaybettirmeden karşılama en iyi seçeneklerdir. Aynı zamanda ilk 3 ayda bebeğin farklı pozisyonlarda yatması da ağlama nöbetlerini azaltıcı etki gösterir. 
İlk 3 ayda ağlama, karnınızdayken çevrelendikleri sürekli ve hipnotize edici uyarana dönme isteğindendir. Bu dönemde bebeğinizin asıl ihtiyaç duyduğu uyku eğitimi değil, dünyaya güvenmesini sağlamaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım?

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım? sorusu bu sıralar obenimannem.com okurları tarafından sıklıkla bize soruluyor. Çocuğumu 1. sınıfa göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenleri sizler için derledik. Çocuğunu okula göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenler Milli Eğitim Bakanlığı'nın okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları yönetmeliğiyle düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre, 66 ve 71 ay arası çocukların okula başlama tercihi velilerine bırakılmıştır. Eğer çocuğunuzun yaşı 69-71 ay aralığındaysa ve çocuğunuzu 1. sınıfa göndermek istemiyorsanız kamu ve üniversite hastanelerinden rapor almanız gerekmektedir. Bu raporların çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından düzenlenmesi ve çocuğun gelişiminin okula başlamaya uygun olmadığına dair ifadeleri içermesi gerekmektedir. Eğer çocuğunuzun yaşı 60-66 ay aralığındaysa ve okula gitmesini istemiyorsanız rapor almanıza gerek yok. Ailelerin çocuklarını okula göndermek istemediklerini belirten bir dil

1 yaşındaki bebek neden yemek yemez?

Bebeğinizle ek gıdaya geçtiniz! Püreler hazırladınız kimini yedi kimini yemedi ama yine de iyi kötü besinlerle tanışmasını sağladınız. Sonra bebeğiniz ilk yaşına geldi ve siz onun artık daha farklı şeyler yiyebileceğini, püreler, rondolar yerine taneli gıdaları yiyebileceği için sevinmeye başladınız. Artık dişleri de çıktığına göre her şey daha kolay olacak diye düşündünüz! Ama hiç de öyle olmadı! 1 yaşından sonra bebeğiniz önüne konulan yeni şeyleri reddetmeye, ağzına aldığı yiyecekleri şiddetle öğürmeye ve kusmaya başladı. Rondoyla olan muhabbetiniz daha da koyulaştı! Saatlerce uğraşıp pişirdiğiniz yemeği kusursuzca rondoladınız. Ama yine de işe yaramadı değil mi bebeğiniz ilk kaşıkta her şeyi çıkardı. Üzülmeyin yalnız değilsiniz!  1 yaşından sonra bebeklerde yemeklere karşı ortaya çıkan direncin çok mantıklı bir nedeni var. Okuyunca içinizin rahatlamasını umuyorum. İnsan beyni hala ilkel dönemlerdeki gibi çalışır. Yani tek amaç var. Hayatta kalmak! Bu bebekler i

RAM raporu ile kayıt erteleme nasıl olur?

RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü, nasıl yapılır? Koronavirüs salgını hayatımıza bir de RAM raporunu soktu. Uzun yıllardır özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler için uygulanan RAM raporu süreci Koronavirüs salgını nedeniyle çocuklarını okula göndermek istemeyen velilerin için bir kaçış umuduna dönüştü. 72 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen veliler çocukları için RAM raporu almayı bile göze almış durumda. Peki nedir bu RAM raporu, nasıl alınır, şartları neler? Daha da önemlisi RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü?  Geçen haftalarda kaleme aldığım ‘ Çocuğumu okula göndermezsen ne olur’  Başlıklı yazıyı okuyup bana ulaşanlar RAM raporunu sordu. Bu yazı da çocuğunu okula göndermek istemeyip RAM raporu hakkında bilgi arayanlar için gelsin. İşe RAM raporu ne demek onu açıklayarak başlayalım! RAM Raporu Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nin adının kısaltılmasından geliyor. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışan bir yapı. Görevleri özel ve de

Çocuklara yazı yazmayı sevdirecek eğlenceli yol

Çocukların yazı yazma becerilerinin gelişmesi için ellerindeki ince kaslarının gelişmiş olması şart. Okul öncesi dönemde yapılacak basit aktivitelerle hem çocuğunuzun ince kaslarının gelişmesine yardımcı olabilir hem de yazı yazarken el kontrolü kabiliyetini geliştirebilirsiniz. Yazı yazmaya hazırlık tahtası tam da bu işi görecek eğlenceli bir yöntem. İhtiyacınız olan bir karton kutudan kesilmiş mukavva parçaları, bir kaç tane A4 kağıdı, harita raptiyeleri ve yapışkanlı dekor kağıtları. Yazı yazmaya hazırlık tahtasının nasıl yapılacağını playerdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.

Çocuğum yemek yemiyor biliyorum aç diyen anneler dikkat!

Çocuğunun yemek yemediğinden şikayet eden bir danışamın bana gönderdiği mesajda adeta yardım çığlığı atıyordu. Çocuğu yemekleri özellikle de kahvaltı sırasında kusuyor, öğürüyordu. Diğer öğünlerde de yemek yemiyordu. Çocuğun yemek yememesi anneyi öyle yıpratmıştı ki aile ilişkilerinin bozulduğunu, eşiyle sorunlar yaşadığını anlatıp. kendisinin bile terapiye ihtiyacı olduğunu yazmıştı. Mesajındaki bir cümlede ise 'Çok az yiyor biliyorum aç ama yemiyor. Doyamaz bu kadar yiyecekle!' diyordu. 'Yedi ama çok az. Çocuğum kesin aç' fikri her annenin aklının bir köşesinde durur, içini kemirir kemirir! Öğünden kalanları yedirmek için peşinde koşarız. Olmadı lezzetiyle başını döndürecek şeyler pişiririzi mesela bir tabak patates kızartması. 'Aman yesin de ne yerse yesin yeterki kaynı doysun' der eline iki bisküvi, biraz çikolata olmadı bir bardak meyve suyu veririz. Çocuğumuz bunlardan birini yerse kendimizi mutlu hisseder bir sonraki öğüne kadar sakinliğimizi koruruz. Çün

Çocuğum yemek yemeyince çok sinirleniyorum diyen annelere!

Çocuğum yemek yemediğinde çok sinirleniyorum, bağırıyorum, kendime hakim olamıyorum. Sonra pişman olup vicdan azabı yaşıyorum ama bir sonraki öğünde yeniden aynı şey oluyor ve ben yine bağırıp çağırıyorum. Öyle ki ev içinde hiç huzurumuz kalmadı. Yemek vakitleri yaklaştıkça geriliyorum, stres basıyor. Eşimle de sürekli çocuğumuz yemek yemiyor diye tartışıyoruz. O da sorunun ben de olduğunu ve fazla abarttığımı söylüyor. Durmadan bu yüzden kavga ediyoruz. Ne yapacağımı bilmiyorum! Bu satırlar çocuğu yeme sorunu yaşayan çok sayıda anneden gelen ortak seslerin bir yansıması. Saatlerce mutfakta geçirilen zaman, özenle hazırlanan yemeklerin ziyan oluşu, çocukların ısrarı, ağlaması, öğürmesi, kusması ve sonunda gelen sinir harbi. Neden çocuklarımız yemek yemediği zaman bu kadar çok sinirleniyoruz? Neden biz anneler bu derece kontrolden çıkarken babalar bir kenarda her şey yolundaymış gibi oturabiliyor? İşin sırrı biraz yaratılış da biraz da annelerin zorlu hayatlarında gizli. Biz kadınlar, y

Bebek Liderliğinde Beslenme-BLW'den önce mutlaka bilmeniz gerekenler

Bebek beslenmesiyle ilgili pek çok farklı akım var. Yaygın olanı sadece anne sütüyle beslenmenin bittiği ek gıdaya geçişte püre ve muhallebi kıvamlı gıdalara öncelik veren klasik akım. Bir çoğunuz da bu yolla çocuklarımızı büyüttük. Ancak son yıllarda popülerliği hızla artan yeni bir akım var. Baby Led Weaning-BLW olarak anılan Türkçe'ye ise Bebek Liderliğinde Beslenme olarak geçen bu akımda püre ve muhallebi kıvamı yok. Akımın öncülerine göre bebekler zaten yutmayı biliyorlar onların öğrenmesi gereken çiğnemek. Dolayısıyla ek gıdaya geçişte yapılması gereken şey bebekler için yemesi uygun olan yiyeceklerin onlar için güvenli boyutlarda sunulması. Ezme, rendeleme yok! Burada öncü olan da bebeğin kendisi olmalı. Yani besleme diye bir şey yok. Seçilen ve hazırlanan yiyecekler bebeklerin önüne konulmalı ve bebekler yemeye kendileri istek göstermeli. Eğer bebeğiniz yemeklere dokunmuyor ve onları ağzına götürmek istemiyorsa henüz ek gıdaya geçiş için hazır değil  demek.

Toplama-çıkarma nasıl öğretilir? Sayı Güneşi yöntemi

Bir sayı hangi sayılardan oluşur? Sayı Güneşi'yle işi başında çocuğunuzun 4 işlemin inceliklerini öğrenmesini sağlayabilirsiniz. Yapmanız gereken çok basit. Sarı kartondan kesilen yuvarlakların içine bir sayı yazın, sonra tahta mandalların üzerine o sayıyı oluşturan sayıları yazın örneğin hedef sayınız 10 olsun. Mandalların üzerine 10 sayısını oluşturan farklı toplama kombinasyonları yazın. 5+5, 2+8, 1+9, 6+4 gibi, Farklı sayılar için de bir kaç tane Sayı Güneşi hazırlayın. Sonra çocuğunuzun doğru kombinasyonları bulmasına yardımcı olun. Bu etkinlikle çocuğunuz hem erken dönem matematik becerisini hem de analitik düşünme becerisini geliştirecektir. Aynı zamanda mandal kullanımının çocuklarda ince motor becerisi gelişimi destekleyen bir araç olduğun da unutulmamalıdır.

Çocuğumu okula göndermezsen ne olur?

2019-2020 döneminde çocuğunuzu okula göndermezseniz ne olur? Koronavirüs nedeniyle çocuğunu okula göndermek istemeyen aileler için idari para cezasından çocuğun velayetinin alınmasına varan yasal düzenlemeler var. Özellikle birinci sınıfa başlayacak olan 72 ay ve üstü yaş grubunda çocukları olanlar MEB'den ara bir düzenleme bekliyor.  Çocuğumu okula göndermek istemiyorum diyen aileleri bekleyenlerin detayları ve yapılabilecek bir kaç öneriyi sizler için kaleme aldım. 2019-2020 öğretim yılı veliler için verilmesi gereken kararlar nedeniyle geçmişe oranla çok daha zorlu bir yıl olacak. Özellikle de 72 ay ve üstü yaş grubunda çocuğu olan veliler için. Çocukları birinci sınıfa zorunlu olarak başlayacak olan veliler aylardır 'Çocuğumu okula göndermek istemiyorum, çocuğumu okula göndermezsen ne olur?' sorularına yanıt bulmak için MEB'den açıklama bekliyor. İlkokul birinci sınıfa başlaması zorunlu yaş grubundaki çocukların aileleri Koronavirüs salgının halen etkisini sürdürdü

Çalışan annenin talebidir: Ücretli doğum izni uzatılsın!

Çalışan annenin resmini çiz deseler tam da böyle bir şey çizerdim. Bebeği daha 2.5 aylıkken çalışmaya dönmüş, 1.5 yaşına gelene kadar homeoffice düzeniyle tam zamanlı çalışmış, sonra her hastalıkta, kar tatilinde evde çalışmış, maymun gibi çocuğunu yakasında taşımış çalışan bir anne olarak başka bir resim aklıma gelmezdi heralde. Bu resimdeki anne 27 yaşında Melody Blackwell ve ABD'de bir klinikte çalışıyor. 13 Aralık'ta bu fotoğrafını Facebook'ta paylaştıktan sonra bir günde 700 kezden fazla paylaşılarak tanınır hale geldi. Melody kızı Nora-Jo'yu doğurduktan 3 ay sonra izni bittiği için işe dönmek zorunda kalan milyonlarca çalışan kadından sadece biri. Haftada 1 gün ofise gitmek zorunda olan Melody, haftanın 4 günü de evden çalışıyordu. Ofis günlerinde de kızını yanında götürüyor. İlk bakışta bir çoğumuz için evden çalışma büyük bir nimet gibi geliyor kulağa değil mi? Hele ki çocuğunu ofise götürebilmek çalışan annelerin hemen hemen hepsi için 'imkansız&#