Ana içeriğe atla

Yayınlar

Haziran, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Okula başlama yaşı kaç oldu? 69 ay geç mi?

Eğitim sisteminde son aylarda devam eden değişikliklere bir yenisi daha eklendi. 2012 yılında okula başlama yaşını 60 aya indiren ve bu kararı tüm çocuklar için mecburi hale getiren daha sonra da esnetilen uygulama dün itibariyle iptal edildi. 2012'den bu yana okula başlama yaşı 60 aydan 72 aya kadar değişen bir yelpazede çoğunlukla da veli insiyatifine bağlı bir haldeydi. İsteyen veli 60 aylık çocuğunu ilkokul 1'nci sınıfa yazdırabiliyordu. Haliyle sınıflarda yaş grupları itibariyle birbirinden farklı gelişim evrelerinde çocuklar aynı eğitimi almak zorunda kalıyordu. Yeni düzenlemeyle farklı yaş gruplarının ilkokula aynı anda başlamasına engel olundu. Dün TBMM'de kabul edilen düzenlemeye göre, 2019-2020 eğitim öğretim yılı için okula başlama yaşı 69 olarak netleştirildi. Ancak kanunda 31 Aralık'ta 72 aylık olacak çocuklar ifadesi velilerin kafasını karıştırdı ve ilkokula başlama yaşı 69 mu 72 mi soruları karaları karıştırdı. Düzenlemeye göre, 2019 Eylül ayında 69

Öğrenen ve öğrenemeyen çocuklar! Farkı yaratan ne?

Evet karneleri de aldığımıza göre herkese öncelikle iyi tatiller, mutlu yazlar... Sözkonusu karneler, notlar, dersler, öğretmen değerlendirmeleri olunca haliyle herkesin söyleyecek bir sözü oluyor. Genel olarak konuştuğumuz başlıklar belli; - Karnesi kötü olan çocuğa kızmayın, ceza vermeyin! - Karnesi iyi olan çocuğu övmeyin, hediye almayın! - Karne sadece çocuğa ait değildir veliler de kendilerine ders çıkarmalıdır! - Çocukları başka çocuklarla kıyaslamayın! - Karne notlarını çok önemsemeyin! v.b türden başlıklarla listeyi uzakmak mümkün. Peki bu başlıklar çocuklarımızın ömrünün sonuna kadar başarılarını ve öğrenmeyle olan ilişkilerini düzenliyor mu? Karneden sonra gerçekten fayda sağlayıcı bir dönüşe yardımcı oluyor mu? Bence bu soruların yanıtı kocaman bir HAYIR! Karne, başarı ve derslerle ilgili konuştuğumuz ve kaygı duyduğumuz her şey genel geçer nitelikte. Yani karne almanın heyecanı geçtikten sonra söylediklerimizin de yaptıklarımızın da ne çocuklarımız ne de

Bebekler gerçekten ağlayınca daha mı iyi uyurlar?

Söz konusu çocuklar ve bebekler olunca her gün yeni bir akıma kapılıp gidiyoruz. Bu aralar özellikle yabancı medya ve bloglarda sık sık gündeme gelen en popüler akım  'kontrollü ağlama.' Ebeveynlerin ve bazı araştırmacıların iddialarına göre, bebeklerin kontrollü şekilde ağlamalarına izin verdiğimizde  'gece uykuları'  daha kaliteli hale geliyor. Gece sabahlara kadar bebek sallayan, uykusuz, çaresiz anne babalar için her yol bir seçenek olunca  'kontrollü ağlama ' akımı da hızla yayılıyor.  Hatta bu alanda deneyimlerini paylaşan Emily Oster,  'Cribsheet'  adlı bir kitap yazarak kontrollü ağlama yönteminin faydalarını bile anlattı. Emily Oster'a göre  'bebeklerin ağlar halde bırakılmasının bir sakıncası yok.' Peki Emily Oster ve bu yöntemi uygulayan diğer anneler ve destekleyen araştırmacılar haklı mı? Bebekler ağladıktan sonra daha mı iyi uyurlar? İlk bakışta sonuçları itibariyle bir süre ağlayan bebekler daha iyi uyuyor

Tatilde öğrenme kaybı nedir?

Tatilde öğrenme kaybını önlemek için bizim evde uygulamaya başladığımız yöntemlerle ilgili yazımızı "Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı işte bizim evin planı" başlıklı yazıyla sizlerle paylaşmıştık. Bazı okurlarımızdan "Tatilde öğrenme kaybı" yla ilgili bir kaç soru maili aldık. Ben de bu işin bu ülkedeki ustalarından olan Prof. Dr. Selçuk Şirin'in son kitabı Yetişin Çocuklar'da öğrenme kaybıyla ilgili yazdıklarını paylaşmak istedim. Çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlamak için neler yapması gerektiği konusunda kafası karışık olan yada yeni bir perspektife ihtiyaç duyan her anne-babanın da Yetişin Çocuklar adlı kitabı okumasını tavsiye ederim. İşte Selçuk Hoca'nın tatilde öğrenme kaybıyla ilgili kitabında aktardıklarından sizin için seçtiğim satır başları... YENİ BİR KAVRAM:TATİLDE ÖĞRENM KAYBI! Özellikle Türkiye gibi yaz tatillerinin uzun oludğu ülkelerde anna babalara tatilde büyük sorumluluk düşüyor. İşte bu noktada yeni bir kavramı tan

Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı işte bizim evin planı!

Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı? Okullar için bu yıl yaz tatili resmi olarak değil ama fiilen başladı. Uzun Ramazan Bayramı tatili çocukları bu yıl erkenden yaz tatiline kavuşturdu. Her yaz tatilinde olduğu gibi biz velilerin aklında yine çocuklar yaz tatilinde ne yapmalı, ders çalışmalı mı soruları var! Bir tarafımız 'Aman bırak çocuk tatilin tadını çıkarsın'  derken, diğer yarımız  'ama biraz kitap okusun, biraz test çözsün, azcık da ders çalışsın'  demeden duramıyor! Söz konusu çocukların yaz tatilini nasıl geçirmeleri gerektiği olunca kabul edelim karar vermek zor. Burada doğru kararları vermek için bakış açımızı tek bir noktadan farklı bakış açılarını içeren geniş bir perspektife çevirmekte fayda var. Öncelikle karnelerdeki durumlar her ne olursa olsun tatil çocukların hakkı. Hiçbirimiz yılın kısa bir süresini kapsamayan tatillerde çalışmak istemeyiz. Dolayısıyla çocuklarımızın da 9 aylık sıkı bir okul maratonu sonrası ders çalışmak en son isteyecekleri

Çocuğun mizacını anlamaya yardımcı 9 soru!

Bazı çocuklar için kolay kimileri için de zorlu deriz! Hatta kardeşler bile birbirlerinden gece ve gündüz gibi ayrılabilirler. Bu farkın nedeni hepimizin kendimize has mizacı! Peki nedir bu mizaç? Mizaç kısaca birlikte doğduğumuz her şeydir. Beynin her birey için benzersiz kodlamalarından biridir mizaç. Yaş ilerledikçe çocukların mizaç gelişimi daha belirgin görüntülere kavuşur. Ancak yaşamın ilk yıllarında mizacın ayırt edici özelliklerini görmek biraz zorlu olabilir. Bu nedenle mizacın türleri konusunda biraz bilgi sahibi olmak çocuğunuzun mizacına dair fikir sahibi olmanıza, mizaç gelişimine katkı sunmanız anlamında önemli olabilir. Ayrıca çocukların yaşamlarının ilk yıllarındaki deneyimleri ve çevreleriyle etkileşimleri de mizaç gelişimi üzerinde etkili ve değiştirici özelliğe sahiptir. Bu nedenle çocuğunuzun ileriki yaşamında çevresiyle girdiği sosyal ilişkinin niteliğinin kaliteli olması onun mizaç yapısını bilmeniz önemli bir artı olabilir. Mizacın bazı özelliklerini

Paralel oyun nedir?

Paralel oyun nedir? Paralel oyun, 'çocuğum yaşıtlarıyla oyun oynamıyor' kaygısını yaşamaya başlayan ebeveynlere verilecek en rahatlatıcı cevap kanımca. Bir park düşünün! 3 yaş civarında bir çocuğunuz var. Yanında da yaşıtı bir başka çocuk. Yan yana oturuyorlar ancak birlikte oynamıyorlar. Siz uğraşıyorsunuz. Onları arkadaş yapmaya çalışıyorsunuz ama çocukların umrunda değil. Her ne kadar bir yetişkin gözünden bu durum sorunlu gibi görünse de aslında 2, 3 hatta bazen 4 yaşındaki çocukların dünyasında bu son derece normal ve olağandır. Bu yazıda paralel oyunun ne olduğuun ve yaşamın ilk yıllarında çocuğunuzun gelişimi için neden önemli olduğunun detaylarını bulabilirsiniz. Paralel oyun, en yalın tanımıyla; iki çocuğun ' birlikte oynamadan ' birbirleriyle oynamaya başladığı evreyi işaret eder. Yalnızca aynı odayı, oyuncağı, kum havuzunu vs. paylaşırlar. Fiziken birbirlerine yakın dururlar ancak birbirleriyle etkileşim konusunda nötr bir tavır takınırlar. Bu etkil