Ana içeriğe atla

Çocuklar kitap okumaya nasıl alışır işte bizim yöntem!

Bir eğitim yılının sonuna da geldik. Bu yıl boyunca kademeli olarak yaptığımız kitap okuma alışkanlığı çalışmalarının kısa bir özetini paylaşmak istedim. Zira çocuğuma kitap okuma alışkanlığını nasıl kazandırırım diye soranlar için 'Siz kitap okuyun! Siz okumazsanız çocuğunuz da kitap okumaz!' yanıtı vermekten daha işe yarar yanıtlar olduğu kanısındayım.

Çocuklar okumayı öğrenmeden kitaplara daha fazla ilgi gösterirler. Karıştırırlar, çizerler, keserler, 'oku, oku' diye peşinizde koşarlar. Ancak işin rengi okuma yazma çalışmalarına başlayınca değişir. Okula başladığının 3'ncü gününde istediğini okuyup yazacağını sanan zavallı bebeler, bu işin uzun soluklu hatta zorlu bir serüven olduğunu fark edince birden ilgilerini yitirmeye başlarlar. Bizim evde de okul yılının başında olan buydu. Yatmadan önceki kitap okuma alışkanlığımız bile bu durumdan olumsuz etkilenmeye başladı. Bir de üstüne yapılması gereken ödevler eklenince siz hayal edin direnci...

Kızım yavaş yavaş okumaya başladığında artık daha fazla pratik yapmaya ihtiyaç duyduğu dönemde işi biraz oyunla, biraz mizansenle farklı algılamasını sağlayarak işe başladım. Benim kızım farklı ortamları, ortamlarda değişiklikleri seven bir çocuk. Bu nedenle yaz aylarında plajda kullandığımız çadır benzeri bir gölgeliği odasına kurdum ve ona 'Odanda okuma kampı kurabilir miyim?' dedim. Aldım elime kitabını çöktüm çadırın dibine. 1 dakika geçmeden okuma kampında artık yalnız değildim. Bir süre sonra da 'kaç sayfa okudun, kaç sayfan kaldı anne, ooo ben bitirmek üzereyim' demeye başladı. Sonrasında da benzer farklı mekanlar oluşturarak iyi kötü ilk okuma çalışmalarımızı bir düzene sokmayı başardık.

İşte okuma çadırımızdan bir gün...


Okuma kabiliyeti biraz daha ilerleyince 'çocuğum kendi kendine okur' diye hayal ediyoruz ancak işler öyle olmuyor. Bu kez de 'zaten okumayı öğrendim' direnciyle karşı karşıya kalıyoruz. Okuyorlar ama okuduklarını anlamadıkları, sadece heceleri söyledikleri bu dönemde bizler okuduklarını anlasın, okumaktan keyif alsın diye uğraşırken onlar harfleri tanımaya, heceleri sökmeye odaklanıyorlar. 'Okuyorum işte anne, öğrendim zaten' direncini kırmak için ise biz evde 'okuma saati' düzenledik. Tabi ki bunu ben yine kendim için düzenledim. Akşama doğru acil işler bitince 'Ben yatağımda biraz kitap okuyacağım' deyip kaptım kitabı yattım yatağa. 2 dakika sonra elinde kitabıyla gelen bücür, bu saatleri o kadar sevdi ki 'anne-kız' saatlerine dönüştürdük. Öyle ki okuma saatlerinde kimse odaya girsin istemediği zamanlar bile oldu. Sorular yine aynı! 'Sen kaçıncı sayfadasın anne... Ooo benim ki bitiyor...'



Okuduğumu anlıyorum ama hep mi okumam lazım! 

İyice okumayı söken, okuduğunu da anlayan ve aktaran bücürler için yeni aşama: Okuma rutini oluşturma ve okumaktan keyif alır hale gelme. 

Bence en zorlu süreç bu. Çünkü bu süreçte çocukların gerçekten okumaktan keyif aldıkları, yeni şeyleri öğrenme konusundaki istek ve tutkularının yüksek olması gerekiyor. Benim bu aşamada şansım yaver gitti. Bir gün elinde 1 ay için oluşturulmuş bir çizergeyle geldi okuldan 'Anne her gün kitap okuyup buraya kaç sayfa okuduğumuzu yazacağız. Her pazartesi de öğretmene götürüp imzalatacağız. Senin de imzalaman lazım' dedi. O günden itibaren öğretmen desteğiyle arada kaçırdığımız günler olsa da düzenli kitap okuma alışkanlığı kazandık. Şu an liste bitti ama yine de okumaya devam ediyor.


Benim kitaplara sulanmaya başlayınca...

Kitap okuma alışkanlığı kazandırma serüvenimizde geldiğimiz son nokta ise bücürün en son benim kitabını ele geçirdiği seviye oldu. Hafta sonu o parkta oyun oynarken, ben de bir bankta kendi kitabımı okumanın keyfini sürüyordum. Yorulup terleyince dinlenmek için kitap okumaya karar verdi kitabımı elimden aldı. Kalemimi de tabi... Ben bunu okurum anne ya deyip bir de utanmadan hatırlayacağı yerleri çizmeye başladı. Küçük sevgi notları ise beni benden aldı.


Şimdi sırada yaz tatilinde okuma alışkanlığı konusunda stabiliteyi koruma çalışmalarında. Detayları yazarım...

DİKKAT EDİLECEKLER LİSTESİ

- Çocuğunuz kitap okuma alışkanlığı kazansın istiyorsanız bulduğunuz yöntemlerin mutlaka çocuğunuzun ilgisine uygun olmasına özen gösterin.
- Kitaplık oluştururken çocukların ilgilerine ve yaşlarına uygun olduğundan emin olun.
- Çocukların ne okuyacaklarına kendilerinin karar vermesini sağlayın.
- Mutlaka siz de kitap okuyun. Hayatınızın bir parçası haline getirin.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yaşındaki bebek neden yemek yemez?

Bebeğinizle ek gıdaya geçtiniz! Püreler hazırladınız kimini yedi kimini yemedi ama yine de iyi kötü besinlerle tanışmasını sağladınız. Sonra bebeğiniz ilk yaşına geldi ve siz onun artık daha farklı şeyler yiyebileceğini, püreler, rondolar yerine taneli gıdaları yiyebileceği için sevinmeye başladınız. Artık dişleri de çıktığına göre her şey daha kolay olacak diye düşündünüz! Ama hiç de öyle olmadı! 1 yaşından sonra bebeğiniz önüne konulan yeni şeyleri reddetmeye, ağzına aldığı yiyecekleri şiddetle öğürmeye ve kusmaya başladı. Rondoyla olan muhabbetiniz daha da koyulaştı! Saatlerce uğraşıp pişirdiğiniz yemeği kusursuzca rondoladınız. Ama yine de işe yaramadı değil mi bebeğiniz ilk kaşıkta her şeyi çıkardı. Üzülmeyin yalnız değilsiniz!  1 yaşından sonra bebeklerde yemeklere karşı ortaya çıkan direncin çok mantıklı bir nedeni var. Okuyunca içinizin rahatlamasını umuyorum. İnsan beyni hala ilkel dönemlerdeki gibi çalışır. Yani tek amaç var. Hayatta kalmak! Bu bebekler i

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım?

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım? sorusu bu sıralar obenimannem.com okurları tarafından sıklıkla bize soruluyor. Çocuğumu 1. sınıfa göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenleri sizler için derledik. Çocuğunu okula göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenler Milli Eğitim Bakanlığı'nın okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları yönetmeliğiyle düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre, 66 ve 71 ay arası çocukların okula başlama tercihi velilerine bırakılmıştır. Eğer çocuğunuzun yaşı 69-71 ay aralığındaysa ve çocuğunuzu 1. sınıfa göndermek istemiyorsanız kamu ve üniversite hastanelerinden rapor almanız gerekmektedir. Bu raporların çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından düzenlenmesi ve çocuğun gelişiminin okula başlamaya uygun olmadığına dair ifadeleri içermesi gerekmektedir. Eğer çocuğunuzun yaşı 60-66 ay aralığındaysa ve okula gitmesini istemiyorsanız rapor almanıza gerek yok. Ailelerin çocuklarını okula göndermek istemediklerini belirten bir dil

RAM raporu ile kayıt erteleme nasıl olur?

RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü, nasıl yapılır? Koronavirüs salgını hayatımıza bir de RAM raporunu soktu. Uzun yıllardır özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler için uygulanan RAM raporu süreci Koronavirüs salgını nedeniyle çocuklarını okula göndermek istemeyen velilerin için bir kaçış umuduna dönüştü. 72 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen veliler çocukları için RAM raporu almayı bile göze almış durumda. Peki nedir bu RAM raporu, nasıl alınır, şartları neler? Daha da önemlisi RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü?  Geçen haftalarda kaleme aldığım ‘ Çocuğumu okula göndermezsen ne olur’  Başlıklı yazıyı okuyup bana ulaşanlar RAM raporunu sordu. Bu yazı da çocuğunu okula göndermek istemeyip RAM raporu hakkında bilgi arayanlar için gelsin. İşe RAM raporu ne demek onu açıklayarak başlayalım! RAM Raporu Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nin adının kısaltılmasından geliyor. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışan bir yapı. Görevleri özel ve de

Çocuğumu okula göndermezsen ne olur?

2019-2020 döneminde çocuğunuzu okula göndermezseniz ne olur? Koronavirüs nedeniyle çocuğunu okula göndermek istemeyen aileler için idari para cezasından çocuğun velayetinin alınmasına varan yasal düzenlemeler var. Özellikle birinci sınıfa başlayacak olan 72 ay ve üstü yaş grubunda çocukları olanlar MEB'den ara bir düzenleme bekliyor.  Çocuğumu okula göndermek istemiyorum diyen aileleri bekleyenlerin detayları ve yapılabilecek bir kaç öneriyi sizler için kaleme aldım. 2019-2020 öğretim yılı veliler için verilmesi gereken kararlar nedeniyle geçmişe oranla çok daha zorlu bir yıl olacak. Özellikle de 72 ay ve üstü yaş grubunda çocuğu olan veliler için. Çocukları birinci sınıfa zorunlu olarak başlayacak olan veliler aylardır 'Çocuğumu okula göndermek istemiyorum, çocuğumu okula göndermezsen ne olur?' sorularına yanıt bulmak için MEB'den açıklama bekliyor. İlkokul birinci sınıfa başlaması zorunlu yaş grubundaki çocukların aileleri Koronavirüs salgının halen etkisini sürdürdü

Çocuklara yazı yazmayı sevdirecek eğlenceli yol

Çocukların yazı yazma becerilerinin gelişmesi için ellerindeki ince kaslarının gelişmiş olması şart. Okul öncesi dönemde yapılacak basit aktivitelerle hem çocuğunuzun ince kaslarının gelişmesine yardımcı olabilir hem de yazı yazarken el kontrolü kabiliyetini geliştirebilirsiniz. Yazı yazmaya hazırlık tahtası tam da bu işi görecek eğlenceli bir yöntem. İhtiyacınız olan bir karton kutudan kesilmiş mukavva parçaları, bir kaç tane A4 kağıdı, harita raptiyeleri ve yapışkanlı dekor kağıtları. Yazı yazmaya hazırlık tahtasının nasıl yapılacağını playerdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.

Çocuğum yemek yemeyince çok sinirleniyorum diyen annelere!

Çocuğum yemek yemediğinde çok sinirleniyorum, bağırıyorum, kendime hakim olamıyorum. Sonra pişman olup vicdan azabı yaşıyorum ama bir sonraki öğünde yeniden aynı şey oluyor ve ben yine bağırıp çağırıyorum. Öyle ki ev içinde hiç huzurumuz kalmadı. Yemek vakitleri yaklaştıkça geriliyorum, stres basıyor. Eşimle de sürekli çocuğumuz yemek yemiyor diye tartışıyoruz. O da sorunun ben de olduğunu ve fazla abarttığımı söylüyor. Durmadan bu yüzden kavga ediyoruz. Ne yapacağımı bilmiyorum! Bu satırlar çocuğu yeme sorunu yaşayan çok sayıda anneden gelen ortak seslerin bir yansıması. Saatlerce mutfakta geçirilen zaman, özenle hazırlanan yemeklerin ziyan oluşu, çocukların ısrarı, ağlaması, öğürmesi, kusması ve sonunda gelen sinir harbi. Neden çocuklarımız yemek yemediği zaman bu kadar çok sinirleniyoruz? Neden biz anneler bu derece kontrolden çıkarken babalar bir kenarda her şey yolundaymış gibi oturabiliyor? İşin sırrı biraz yaratılış da biraz da annelerin zorlu hayatlarında gizli. Biz kadınlar, y

Çocuğum yemek yemiyor biliyorum aç diyen anneler dikkat!

Çocuğunun yemek yemediğinden şikayet eden bir danışamın bana gönderdiği mesajda adeta yardım çığlığı atıyordu. Çocuğu yemekleri özellikle de kahvaltı sırasında kusuyor, öğürüyordu. Diğer öğünlerde de yemek yemiyordu. Çocuğun yemek yememesi anneyi öyle yıpratmıştı ki aile ilişkilerinin bozulduğunu, eşiyle sorunlar yaşadığını anlatıp. kendisinin bile terapiye ihtiyacı olduğunu yazmıştı. Mesajındaki bir cümlede ise 'Çok az yiyor biliyorum aç ama yemiyor. Doyamaz bu kadar yiyecekle!' diyordu. 'Yedi ama çok az. Çocuğum kesin aç' fikri her annenin aklının bir köşesinde durur, içini kemirir kemirir! Öğünden kalanları yedirmek için peşinde koşarız. Olmadı lezzetiyle başını döndürecek şeyler pişiririzi mesela bir tabak patates kızartması. 'Aman yesin de ne yerse yesin yeterki kaynı doysun' der eline iki bisküvi, biraz çikolata olmadı bir bardak meyve suyu veririz. Çocuğumuz bunlardan birini yerse kendimizi mutlu hisseder bir sonraki öğüne kadar sakinliğimizi koruruz. Çün

Çocuklar neden her şeyi yere atar? Bakış açınızı değiştirecek öneriler!

Çocuklar ve bebekler neden her şeyi yere atıp, döker? Beşikte, kundakta sakince yatırıp uyuttuğunuz, sonra ilk dönüşlerini ilk adımlarını merakla beklediğiniz çocuğunuz şu sıralar eline ne bulduysa atıp, döküyor mu? Ne yapsanız çocuğunuzu durduramıyor, ne söylüyorsanız başarısız mı oluyorsununuz? Döküp atmalarına bir de öfke nöbetleri mi eklenmeye başladı? Korkmayın çocuğunuz büyüyor! Tek yapmanız gereken belki de bakış açınızı değiştirmektir! Öncelikle kabul edin. 2 yaş civarına yaklaşan çocuklar ellerine geçirdikleri her şeyi yere atar, döker, fırlatırlar. Bunu yaparken kendilerinin yada başkalarının zarar göreceğini düşünmezler. Tek yapmak istedikleri eline aldığı şeyi atınca neler olduğunu izlemek, deneyimlemektir. Ancak bu yaş grubunda tek bir deneyim yada bir kaç deneyim yeterli değildir. Yani bir kez elindeki bardağı yere attığında olanı görüp 'ha tamam atınca yere düşüyormuş, ses çıkarıyormuş, su dökülüyormuş' diye düşünemezler. Sadece olana odaklanırlar ancak

Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı işte bizim evin planı!

Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı? Okullar için bu yıl yaz tatili resmi olarak değil ama fiilen başladı. Uzun Ramazan Bayramı tatili çocukları bu yıl erkenden yaz tatiline kavuşturdu. Her yaz tatilinde olduğu gibi biz velilerin aklında yine çocuklar yaz tatilinde ne yapmalı, ders çalışmalı mı soruları var! Bir tarafımız 'Aman bırak çocuk tatilin tadını çıkarsın'  derken, diğer yarımız  'ama biraz kitap okusun, biraz test çözsün, azcık da ders çalışsın'  demeden duramıyor! Söz konusu çocukların yaz tatilini nasıl geçirmeleri gerektiği olunca kabul edelim karar vermek zor. Burada doğru kararları vermek için bakış açımızı tek bir noktadan farklı bakış açılarını içeren geniş bir perspektife çevirmekte fayda var. Öncelikle karnelerdeki durumlar her ne olursa olsun tatil çocukların hakkı. Hiçbirimiz yılın kısa bir süresini kapsamayan tatillerde çalışmak istemeyiz. Dolayısıyla çocuklarımızın da 9 aylık sıkı bir okul maratonu sonrası ders çalışmak en son isteyecekleri

Down Sendromu testiniz pozitif çıkarsa....

Down Sendromu tarama testiniz pozitif çıktı mı? Benim ki çıktı! Hamileliğimin 4'ncü ayına girerken yapılan 4'lü tarama testleri benim için sonuçlarını alıncaya kadar rutin bir prosedürden ibaretti. İlk hamileliğimde de yapılmıştı. 30'lu yaşlarımın başındaydım her şey normaldi ve benim için o dönem risk diye bir şey yoktu. İkinci hamileliğimde ise durum tamamen farklıydı. Artık 37 yaşındaydım zaten istatistiksel olarak risk grubundaydım. İlk gebeliğimde 6'ncı haftada düşükle sonuçlanmıştı. Dolayısıyla riski yüksek gruptaydım. Kan sonuçlarımda riski tescilledi. Ekranda 'pozitif' ifadesini gördüğümde itiraf etmeliyim nefesim kesildi, boğazım tıkandı. Risk oranı 1/16'ydı. Tıbben 1/300 risk detaylı taramayı mecbur bırakırken, benim için risk 1/16'dıydı. Biraz matematik bilen için bu 'kesin sonuç'  gibi bir şeydi. Bugün 21 Mart Dünya Down Sendromu günü. Bu nedenle benim gibi tarama testleri pozitif çıkan, bir yerlerde detaylı test so