Ana içeriğe atla

Çocuklar neden söz dinlemez?


Çocuklarımız istemediğimiz davranışları yaptıklarında ya da yapmasını söylediklerimizi yapmadıkları zaman tüm sorumluluğu onlara yükleme eğiliminde oluyoruz.  Mesela, 'hiç beni dinlemiyor, ne desem olmuyor' dediğimiz hallerde dinlememe eylemini tamamen çocuğun sorumluluğuna bırakıyoruz. Oysa ki dinleme eylemi de diğer bir çok beceri gibi çocukların anne ve babalarından öğrendikleri davranış şekillerinden biridir.

Özeti: Biz çocuğumuzu çoğunlukla nasıl dinliyorsak çocuklarımız da bizi öyle dinler!

Peki çocuğumuzun bizi dinlememesinin tek nedeni bu mu? Tabi ki hayır. Ancak çözüm için başlamamız gereken nokta bu. Çünkü iletişim çift taraflı bir eylemdir. Eğer iletişimin yönlerinden birinde sorun varsa diğer yönünün sağlıklı olmasını beklemek biraz hayal kırıklığı yaratabilir.



İletişim bozukluğu bulaşıcıdır hatırlayalım! Örneğin, işyerinde siz konuşurken yüzünüze bakmayan, sadece 'hııı, tamam, hımm gibi' seslerle size karşılık veren bir yöneticiniz ya da arkadaşınız olduğunu düşünün. Siz de onun söylediklerini dinlemez ya da en fazla 'hıı, tamam, hımm' gibi ifadelerle dinlemeye başlarsınız.

6 yaşında kızı olan bir okurumuz tam da bu konuya örnek oluşturabilecek bir sorunla bize ulaştı. Okurumuz kızının kendisini dinlenmediğini, uyarılarını umursamadığını ve bağırmadan söylediğini yaptırmasının imkansız bir hale geldiğini yazmış. Kızının da sürekli isteklerini sinirli ve bağırarak dile getirdiğini aktaran okurumuz yardım istemiş.

Bu durum o kadar yaygın ki ben de benzer sıkıntıları yaşayan herkese yol gösterici olsun diye bir kaç öneri karalamak istedim.

BEKLENTİLERİNİZİ SORGULAYAN

Biz anne babaların beklentileri çoğu kez çocukların kazandıkları seviyeye uygun olamayabiliyor. Beklentilerle davranışlar örtüşmediğinde de ortaya 'söz dinlemeyen' çocuk çıkar. Aslında dinlese de gelişim seviyesi sizin beklentinizi karşılamaya yetmez. Örneklendirmek gerekirse, altı üstüne gelmiş bir odayı 6 yaşındaki çocuğunuza toplamasını söylerseniz sonuç başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Çünkü çok fazla detayın karmaşanın olduğunu ortamlar çocukların baş etmekte zorlandıkları durumlardır. Bunun yerine 'yerdeki oyuncaklarını mavi kutunun içine koymaya ne dersin. Ben de senin için kitaplarını toplayabilirim' diyerek beklentinizi net ve erişilebilir seviyelere çekin.
Benzer bir kargaşa da ödev krizinde yaşanabilir mesela. Ödev konusu biz anne babaların çoğunlukla 'emir kipi' ifadeleri kullandığımız bir alan. 'Ödevini yap!' gibi. Oysa ki çocuklar özellikle de erken eğitim dönemideki çocuklar ödev gibi dikkat isteyen konularda yardıma ihtiyaç duyarlar. Sinirli ve emir kipiyle gündeme gelen ödevler çocukların öğrenme isteğini köreltir ve çalışmayı mecburi, sıkıcı ve sinirlenmeyi gerektiren olumsuz bir durum şeklinde algılamalarına neden olurlar. Bu nedenle çocuklarımıza 'ödevin neyle ilgili, ödevlerinle ilgili yardım edebileceğim bir şey var mı' gibi sorular sorarak iletişimi akışkan bir hale getirin.

İYİLİKLE KENDİNİ VAR EDEMİYORSA...

Aileleriyle iletişim sorunu yaşayan çocukların bazen de içine girdikleri durumun nedeni kendilerini iyi olarak var etmekte zorlanmalarıdır. Özellikle kardeşlerin olduğu bir evde kıyaslanmak, daha iyi olanla mücadele etmek zorunluluğu çocukları yanlış olanı seçme eğilimine iter. Örneğin, eğer büyük kardeşi kadar iyi bir öğrenci değilse ve bunu ebeveynlerinden duyuyorsa yada küçük kardeşi kadar düzenli ve anlayışlı değilse kendini var etmek için kötü olanı seçer. Bu yolla anne baba ilgisini üzerinde tutar. Çoğunlukla bu tavır anne ve babasının kendisine yeterli güven beslemediği durumlarda gelişir. Bu tip bir durum yaşadığınızı düşünüyorsanız mutlaka çocuklarınız arasında kıyaslama yapmaktan vazgeçmelisiniz. Her çocuğun kendine ait iyi yönleri vardır ve çocuklar bu yönlerin anne babaları tarafından görülmesini, takdir edilmesini isterler.

TUTARSIZ İLİŞKİLER İLETİŞİMİ BOZAR

Eğer kendi ruh halinize göre çocuklarından beklentileri değişen bir anne babaysanız çocuğunuzla iletişimizin de gelgitli bir hal alabilir. Yorgunluk, yoğunluk gibi nedenlerle çocuğunuzdan beklediğiniz davranışları erteler yada davranışları yapmamasına izin verirseniz, bir başka gün beklediğiniz davranışı yapmadığı için gösterdiğiniz tepkinin bir etkisi olmaz. Örneğin, bir gün ödevlerini yapmamasını normalleştirir başka bir gün aşırı tepki verirseniz çocuk ödevi yapmadığı gündeki davranışında kalmayı tercih eder.

BAŞARISINI GÖRÜN

Çocuğunuzun söylediğiniz her şeyi yapmasını ve her konuda başarılı olmasını beklemeyin. Her yetişkinde olduğu gibi çocuklarında iyi oldukları, zorlandıkları ve kötü oldukları şeyler vardır. Eğer çocuğunuzun iyi olduğu alanların farkında olur ve bunu ona gösterirseniz kaliteli bir iletişim kanalını açmış olursunuz. Örneğin, 'Bugün kendin giyinmişsin. Mavi ile beyaz uyumunu sevdim' yada 'pijamalarını katlamışsın görünce mutlu oldum' demek çocukların daha fazla şeyi başarmaları için itici güç oluşturur. Eksiklerin konuşulduğu bir iletişimden başarıların konuşulduğu bir iletişim hattına geçtiğinizden emin olun.

İŞBİRLİĞİ ŞART

Çocukların değiştirmesini istediğiniz davranışlarını ancak onlar da bu değişime gönüllü olursa başarabilirsin. Örneğin, okurumuzun bahsettiği gibi kızının sürekli ona bağırarak konuşması davranışını değiştirmek istiyorsunuz. Çocuğunuza 'Sürekli bağırarak konuştuğunda seni anlamakta zorlanıyorum. Ben de sinirlenip bağırmaya başlıyorum ve birbirimizi anlayamıyoruz. Seninle birbirimize bağırmadan konuşma anlaşması yapmaya ne dersin. Anlaşmayı bozan diğerine her defasında bir öpücük vermek zorunda' diyerek süreci hem çocuğunuz için eğlenceli, hem sevgi temelli yaklaşıma çevirebilirsiniz. Eğer çocuğunuz çözüme dahil olmak isterse zaten sorun çözülür. Çocuklar kendilerine dikte edilen davranışları değil, parçası oldukları çözümleri tercih ederler.

ACELE İŞE ŞEYTAN KARIŞIR
Atalarımız bu sözü bence çocuklu aileler için söylemiş. Kendi deneyimlerinden de yola çıkarak söyleyebilirim ki modern ve hızlı hayat çocuklarımızla olan iletişimimizi derinden bozuyor. Onların hayatları tam da olması gerektiği gibi stressiz ve yavaş. Bizler ise fazlasıyla aceleci, stresli ve hızlıyız. Onların bizim hızımıza yetişmesini beklemek çoğunlukla sorunlu bir iletişim hali yaratıyor. Bu nedenle biz yetişkinler onların hızlarına ayak uydurmalı ve sabır göstermeliyiz.

SÜREKLİ EKSİK ARAMAYIN

İletişim sorunun bir diğer yaygın nedeni de biz yetişkinlerin sürekli açık araması. Hatalara odaklanma, eksiklikleri gösterme eğilimimiz. Sürekli açık arayan bir tavırda sağlıklı bir iletişim yürütülemez. Bu nedenle çocuklarımızın peşinde dolaşıp onları sürekli uyaran ve hatalarını gösteren tutumdan vazgeçmeliyiz.

BAZI YAŞ DÖNEMLERİNE DİKKAT

'Çocuğumla her şey çok güzeldi hiçbir sorunumuz yoktu ancak o 10 yaşına geldi ve birden değişti!'

Bu tip bir cümle çok tanıdık geliyor değil mi?

İnsan hayatındaki bazı dönemler vardır ki o dönemlerde çocuklara kontrollü ama daha serbest alanlar tanımalıyız çocuklara. Bunlardan biri kuşkusuz ergenlik dönemi. Ergen demek çocuk dünyasında itiraz, reddetme, kabul etmeme demek. Bunun hormonlardan, beyin yapısındaki değişime kadar bir çok nedeni var ve ayrı bir yazı konusu olur. Ancak diyebileceğim özel dönemlerden geçen çocuklar için biraz daha esnek ve anlayışlı olmak şart.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım?

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım? sorusu bu sıralar obenimannem.com okurları tarafından sıklıkla bize soruluyor. Çocuğumu 1. sınıfa göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenleri sizler için derledik.

Çocuğunu okula göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenler Milli Eğitim Bakanlığı'nın okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları yönetmeliğiyle düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre, 66 ve 71 ay arası çocukların okula başlama tercihi velilerine bırakılmıştır. Eğer çocuğunuzun yaşı 69-71 ay aralığındaysa ve çocuğunuzu 1. sınıfa göndermek istemiyorsanız kamu ve üniversite hastanelerinden rapor almanız gerekmektedir. Bu raporların çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından düzenlenmesi ve çocuğun gelişiminin okula başlamaya uygun olmadığına dair ifadeleri içermesi gerekmektedir. Eğer çocuğunuzun yaşı 60-66 ay aralığındaysa ve okula gitmesini istemiyorsanız rapor almanıza gerek yok. Ailelerin çocuklarını okula göndermek istemediklerini belirten bir dilekç…

1 yaşındaki bebek neden yemek yemez?

Bebeğinizle ek gıdaya geçtiniz! Püreler hazırladınız kimini yedi kimini yemedi ama yine de iyi kötü besinlerle tanışmasını sağladınız. Sonra bebeğiniz ilk yaşına geldi ve siz onun artık daha farklı şeyler yiyebileceğini, püreler, rondolar yerine taneli gıdaları yiyebileceği için sevinmeye başladınız. Artık dişleri de çıktığına göre her şey daha kolay olacak diye düşündünüz!

Ama hiç de öyle olmadı!

1 yaşından sonra bebeğiniz önüne konulan yeni şeyleri reddetmeye, ağzına aldığı yiyecekleri şiddetle öğürmeye ve kusmaya başladı.

Rondoyla olan muhabbetiniz daha da koyulaştı! Saatlerce uğraşıp pişirdiğiniz yemeği kusursuzca rondoladınız. Ama yine de işe yaramadı değil mi bebeğiniz ilk kaşıkta her şeyi çıkardı.

Üzülmeyin yalnız değilsiniz! 

1 yaşından sonra bebeklerde yemeklere karşı ortaya çıkan direncin çok mantıklı bir nedeni var. Okuyunca içinizin rahatlamasını umuyorum.



İnsan beyni hala ilkel dönemlerdeki gibi çalışır. Yani tek amaç var. Hayatta kalmak!
Bu bebekler için de geçerli. 1 ya…

Toplama-çıkarma nasıl öğretilir? Sayı Güneşi yöntemi

Bir sayı hangi sayılardan oluşur? Sayı Güneşi'yle işi başında çocuğunuzun 4 işlemin inceliklerini öğrenmesini sağlayabilirsiniz. Yapmanız gereken çok basit.

Sarı kartondan kesilen yuvarlakların içine bir sayı yazın, sonra tahta mandalların üzerine o sayıyı oluşturan sayıları yazın örneğin hedef sayınız 10 olsun. Mandalların üzerine 10 sayısını oluşturan farklı toplama kombinasyonları yazın.

5+5, 2+8, 1+9, 6+4 gibi, Farklı sayılar için de bir kaç tane Sayı Güneşi hazırlayın. Sonra çocuğunuzun doğru kombinasyonları bulmasına yardımcı olun. Bu etkinlikle çocuğunuz hem erken dönem matematik becerisini hem de analitik düşünme becerisini geliştirecektir. Aynı zamanda mandal kullanımının çocuklarda ince motor becerisi gelişimi destekleyen bir araç olduğun da unutulmamalıdır.

Bebek Liderliğinde Beslenme-BLW'den önce mutlaka bilmeniz gerekenler

Bebek beslenmesiyle ilgili pek çok farklı akım var. Yaygın olanı sadece anne sütüyle beslenmenin bittiği ek gıdaya geçişte püre ve muhallebi kıvamlı gıdalara öncelik veren klasik akım. Bir çoğunuz da bu yolla çocuklarımızı büyüttük. Ancak son yıllarda popülerliği hızla artan yeni bir akım var. Baby Led Weaning-BLW olarak anılan Türkçe'ye ise Bebek Liderliğinde Beslenme olarak geçen bu akımda püre ve muhallebi kıvamı yok.

Akımın öncülerine göre bebekler zaten yutmayı biliyorlar onların öğrenmesi gereken çiğnemek. Dolayısıyla ek gıdaya geçişte yapılması gereken şey bebekler için yemesi uygun olan yiyeceklerin onlar için güvenli boyutlarda sunulması. Ezme, rendeleme yok!

Burada öncü olan da bebeğin kendisi olmalı. Yani besleme diye bir şey yok. Seçilen ve hazırlanan yiyecekler bebeklerin önüne konulmalı ve bebekler yemeye kendileri istek göstermeli. Eğer bebeğiniz yemeklere dokunmuyor ve onları ağzına götürmek istemiyorsa henüz ek gıdaya geçiş için hazır değil  demek.



Yöntemin bebek…

Okuma-yazmaya hazırlık çalışmaları bu bardaklar şahane!

Çocuklar için harflerin hem büyük hem de küçük formları öğrenmek okuma-yazma çalışmalarında zorlandıkları bir basamak olabilir. Ancak bu zorlanma evresini oyun aracılığıyla anne-babalar kolaylıkla aşabilir.

Bu oyunlardan biri olan büyük harf-küçük harf eşleştirme bardaklarıdır. Çocukların seveceği, Büyük harf küçük harf eşleştirme bardakları nasıl yapılır? sorusunu www.elmaelma.com anne ve çocuk yazarı Deniz Temur sizler için yaptı.

Oyunun düzeneğini, evde bir kaç bardak kağıt ve renkli bir karton ile evde kolayca hazırlayabilirisiniz. A4 boyutunda kesilmiş bir kartonun üzerine bardaklarla sığdığı kadar yuvarlaklar çizin. Seçtiğiniz büyük harfleri kartona çizdiğiniz dairelerin içine yazın.

Diğer yanda ayırdığınız kağıt bardakların altına yazdığınız harflerin küçük şekillerini yazın ve çocuğunuza harfleri eşleştirmesini isteyin. Her defasında 6 ila 8 harften oluşan düzenekler hazırlayın. Bu etkinlikle çocuğunuzun hem okuma hem yazma kabiliyetini yükselteceğiniz gibi aynı anda gruplama…

Okula başlama yaşı kaç olmalı?

"Okula başlama yaşı kaç olmalı"sorusunun bütün çocukları kapsayan, kesin bir yanıtı yok. Çocuğun okula başlama yaşını belirleyen çocuğun gelişim düzeyidir. Bu konuda karar vermek isteyen aileler öncelikle çocuklarının gelişimlerini objektif bir gözle değerlendirmelidirler. Bu değerlendirme mutlaka çocuk merkezli olmalıdır.

Çocuğa bakacak kimsenin olmaması, bakım masraflarından kurtulma çabası, anne ve babanın uzun saatler çalışma zorunluluğu gibi ebeveynlerden kaynaklanan gerekçeler değerlendirmeye alınmamalıdır. Dikkat edilmesi gerekenlerin başında çocukların fiziksel gelişimi ve öz yeterlilik becerilerindeki gelişmişlik düzeyleri gelmelidir. Çocukların kendi kendine yemek yiyebilme, tuvalet ve kişisel temizlik ihtiyaçlarını giderebilme, kendini ifade edebilme, kalabalık gruplar içinde hareket edebilme kabiliyetlerinin yeterli olması çok önemlidir.

Bununla birlikte çocukların akademik gelişmişlik düzeyi de dikkate alınması gereken diğer bir noktadır. Erken yaşta okula başl…

Çalışan annenin talebidir: Ücretli doğum izni uzatılsın!

Çalışan annenin resmini çiz deseler tam da böyle bir şey çizerdim.

Bebeği daha 2.5 aylıkken çalışmaya dönmüş, 1.5 yaşına gelene kadar homeoffice düzeniyle tam zamanlı çalışmış, sonra her hastalıkta, kar tatilinde evde çalışmış, maymun gibi çocuğunu yakasında taşımış çalışan bir anne olarak başka bir resim aklıma gelmezdi heralde.

Bu resimdeki anne 27 yaşında Melody Blackwell ve ABD'de bir klinikte çalışıyor. 13 Aralık'ta bu fotoğrafını Facebook'ta paylaştıktan sonra bir günde 700 kezden fazla paylaşılarak tanınır hale geldi. Melody kızı Nora-Jo'yu doğurduktan 3 ay sonra izni bittiği için işe dönmek zorunda kalan milyonlarca çalışan kadından sadece biri. Haftada 1 gün ofise gitmek zorunda olan Melody, haftanın 4 günü de evden çalışıyordu. Ofis günlerinde de kızını yanında götürüyor.

İlk bakışta bir çoğumuz için evden çalışma büyük bir nimet gibi geliyor kulağa değil mi? Hele ki çocuğunu ofise götürebilmek çalışan annelerin hemen hemen hepsi için 'imkansız' sını…

Daha iyi bir ebeveyn nasıl olunur? Bir okul müdüründen 10 ipucu

Bazen öğretmenler, çocukların kaygılarını veya zor davranışlarını görür ve nereden geldiği konusunda oldukça net bir fikirleri vardır: Aileler!

Ailelerin çocukların gelişimleri ve akademik başarıları üzerinde hayati öneme sahip olduğunu deneyimleyen İngiltere'deki bir okul müdürü yeni eğitim yılı başlamadan önce velilere 'Daha iyi bir veli olmak için 10 ipucunu kaleme almaya karar verdi. Stresten uzak, keyifli yaz tatili günleri bu önerileri okuyup içselleştirmek için bir fırsat olabilir. Kim bilir belki okullar açıldığında siz de yeni bir veli olursunuz. İşte sizi dönüştürecek 10 öneri:

1-ÇOCUKLARINIZ SİZİ SEVİYOR VE SİZİ İZLİYOR

Günlük yaşamda, sokakta ya da otoparkta saldırgan bir şekilde hareket ederseniz, bu sizin çocuğunuzun davranışlarına yansıyabilir -öğretmenlerine, meslektaşlarına ya da hatta size- Okulda nezaket ve düşünceye örnek oluşturmaya çalışıyoruz. Çocuklar sınıf arkadaşlarına beceremeyeceklerini söylemeyi bizden öğrenmiyorlar.


2- LÜTFEN ÇOCUKLARINIZA ONLARI Ö…

RAM raporu ile kayıt erteleme nasıl olur?

RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü, nasıl yapılır? Koronavirüs salgını hayatımıza bir de RAM raporunu soktu. Uzun yıllardır özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler için uygulanan RAM raporu süreci Koronavirüs salgını nedeniyle çocuklarını okula göndermek istemeyen velilerin için bir kaçış umuduna dönüştü. 72 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen veliler çocukları için RAM raporu almayı bile göze almış durumda. Peki nedir bu RAM raporu, nasıl alınır, şartları neler? Daha da önemlisi RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü? Geçen haftalarda kaleme aldığım ‘Çocuğumu okula göndermezsen ne olur’ Başlıklı yazıyı okuyup bana ulaşanlar RAM raporunu sordu. Bu yazı da çocuğunu okula göndermek istemeyip RAM raporu hakkında bilgi arayanlar için gelsin.İşe RAM raporu ne demek onu açıklayarak başlayalım!RAM Raporu Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nin adının kısaltılmasından geliyor. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışan bir yapı. Görevleri özel ve destek…

Çocuklara yazı yazmayı sevdirecek eğlenceli yol

Çocukların yazı yazma becerilerinin gelişmesi için ellerindeki ince kaslarının gelişmiş olması şart. Okul öncesi dönemde yapılacak basit aktivitelerle hem çocuğunuzun ince kaslarının gelişmesine yardımcı olabilir hem de yazı yazarken el kontrolü kabiliyetini geliştirebilirsiniz.

Yazı yazmaya hazırlık tahtası tam da bu işi görecek eğlenceli bir yöntem.

İhtiyacınız olan bir karton kutudan kesilmiş mukavva parçaları, bir kaç tane A4 kağıdı, harita raptiyeleri ve yapışkanlı dekor kağıtları.

Yazı yazmaya hazırlık tahtasının nasıl yapılacağını playerdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.