Ana içeriğe atla

Yayınlar

2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Emzik kullanmalı mı kullanmamalı mı?

Emzik kullanmalı mı kullanmamalı mı? Emzik kullanımı süresi, emzik çeşidi, emziğin faydaları, zararları, emzik çeşitleri gibi sorular yeni bebek sahibi olan anne ve babaların en arada kaldığı konuların başında geliyor. Zira emzik konusu hem anne babalar arasında hem de tıp dünyasında görüş ayrılıklarının yaşandığı bir konu. Ben de emzik kullanma konusunda ilk doğumumdan ve çocuk gelişimine dair eğitim almadan önce başka doğumdan ve eğitimlerden sonra başka düşünenlerdenim. Ne de olsa her çocuk farklıdır ve çocuk büyütürken tek bir doğru yoktur. Bunu kabullenmiş bir anne olarak emzik konusunda da kafası karışık olanlara yol gösterici bir kaç satır yazmak istedim. Bu yazı emzik kullanın yada emzik kullanmayın yazısı değildir. Artılarını ve eksilerini görerek kendi bebeğinizin ihtiyaç ve karakterini dikkate alarak emzik kullanıp kullanmama konusunda karar vermeyi kolaylaştırmak için, Bunu da bir not olarak buraya düşeyim. Benim emzik kullanma konusundaki fikrim 2012'de ilk bebeği

Özel okul mu devlet okulu mu?

Özel okul mu devlet okulu mu? Özel okul devlet okulu karşılaştırması her eğitim yılının yaklaştığı günlerde olduğu gibi 2019-2020 eğitim yılı için de velilerin yanıtını aradığı soruların başında geliyor. Türkiye gibi eğitim sisteminde gelgitlerin olduğu, okullar, bölgeler hatta mahalleler arasında bile farkların yaşandığı bir ülkede ne yazık ki her anne baba çocuğu için bu sorunun en doğru yanıtını arıyor. Ben de bu yazımda özel okul mu devlet okulu mu sorusuna hem kendi deneyimlerimden yola çıkarak hem de eğitim ve çocuk gelişimi konularında naçizane kalem oynatan biri olarak kendimce yanıt vermek istedim. Ancak şimdiden söylemekte fayda var: Bu yazı size çocuğunuzu özel okula gönderin yada göndermeyin veyahut devlet okulları iyidir, kötüdür yazısı değildir. Çünkü 'özel okul-devlet okulu' tercihini etkileyecek bir çok dinamik var. Bu yazı daha çok bu dinamiklerin değerlendirilmesi ve kendi özel şartlarınıza göre en iyi tercihi yapmanızı sağlamaya yöneliktir. Özel okul mu d

Çocuklar neden her şeyi yere atar? Bakış açınızı değiştirecek öneriler!

Çocuklar ve bebekler neden her şeyi yere atıp, döker? Beşikte, kundakta sakince yatırıp uyuttuğunuz, sonra ilk dönüşlerini ilk adımlarını merakla beklediğiniz çocuğunuz şu sıralar eline ne bulduysa atıp, döküyor mu? Ne yapsanız çocuğunuzu durduramıyor, ne söylüyorsanız başarısız mı oluyorsununuz? Döküp atmalarına bir de öfke nöbetleri mi eklenmeye başladı? Korkmayın çocuğunuz büyüyor! Tek yapmanız gereken belki de bakış açınızı değiştirmektir! Öncelikle kabul edin. 2 yaş civarına yaklaşan çocuklar ellerine geçirdikleri her şeyi yere atar, döker, fırlatırlar. Bunu yaparken kendilerinin yada başkalarının zarar göreceğini düşünmezler. Tek yapmak istedikleri eline aldığı şeyi atınca neler olduğunu izlemek, deneyimlemektir. Ancak bu yaş grubunda tek bir deneyim yada bir kaç deneyim yeterli değildir. Yani bir kez elindeki bardağı yere attığında olanı görüp 'ha tamam atınca yere düşüyormuş, ses çıkarıyormuş, su dökülüyormuş' diye düşünemezler. Sadece olana odaklanırlar ancak

Üniversite tercihi nasıl ve neye göre yapılır?

Üniversite tercihi nasıl ve neye göre yapılır? Üniversite tercihi yapmak demek Türkiye gibi sürekli bir değişimin ve istikrarsızlığın olduğu ülkelerde çok bilinmeyenli denkler çözmek gibi. Aslında formül basit olmalı! Kişi ne istiyorsa, neye ilgi duyuyorsa, neye karşı tutkusu varsa tercihi de o yönde olmalı. Ancak gelecek kaygısı, yetersiz bilgiler, etiketler, alınan puan, yıl ve para kaybı endişeleri, ebeveynlerin beklenti ve endişeleri işin içine girince her şey olduğundan daha zor bir hal alıyor. Ülkenin üniversiteye giriş sisteminde en sarsıcı değişimin yaşandığı 28 Şubat döneminde liseden mezun olmuş biri olarak hem kendi üniversite deneyimlerim hem de 14 yıllık meslek hayatım sonunda diploma, iş, meslek, kariyer alanlarında değişimleri yaşayan biri olarak üniversite tercihi yapacak olan öğrenciler ve aileleri için bir kaç öneriyi şuraya bırakmak isterim. Zira hayat doldurulan bir kaç kutucuktan ve o kutucuklardan birinden gelecek diplomayla sınırlı değil. Daha doğru bir

Okula başlama yaşı kaç oldu? 69 ay geç mi?

Eğitim sisteminde son aylarda devam eden değişikliklere bir yenisi daha eklendi. 2012 yılında okula başlama yaşını 60 aya indiren ve bu kararı tüm çocuklar için mecburi hale getiren daha sonra da esnetilen uygulama dün itibariyle iptal edildi. 2012'den bu yana okula başlama yaşı 60 aydan 72 aya kadar değişen bir yelpazede çoğunlukla da veli insiyatifine bağlı bir haldeydi. İsteyen veli 60 aylık çocuğunu ilkokul 1'nci sınıfa yazdırabiliyordu. Haliyle sınıflarda yaş grupları itibariyle birbirinden farklı gelişim evrelerinde çocuklar aynı eğitimi almak zorunda kalıyordu. Yeni düzenlemeyle farklı yaş gruplarının ilkokula aynı anda başlamasına engel olundu. Dün TBMM'de kabul edilen düzenlemeye göre, 2019-2020 eğitim öğretim yılı için okula başlama yaşı 69 olarak netleştirildi. Ancak kanunda 31 Aralık'ta 72 aylık olacak çocuklar ifadesi velilerin kafasını karıştırdı ve ilkokula başlama yaşı 69 mu 72 mi soruları karaları karıştırdı. Düzenlemeye göre, 2019 Eylül ayında 69

Öğrenen ve öğrenemeyen çocuklar! Farkı yaratan ne?

Evet karneleri de aldığımıza göre herkese öncelikle iyi tatiller, mutlu yazlar... Sözkonusu karneler, notlar, dersler, öğretmen değerlendirmeleri olunca haliyle herkesin söyleyecek bir sözü oluyor. Genel olarak konuştuğumuz başlıklar belli; - Karnesi kötü olan çocuğa kızmayın, ceza vermeyin! - Karnesi iyi olan çocuğu övmeyin, hediye almayın! - Karne sadece çocuğa ait değildir veliler de kendilerine ders çıkarmalıdır! - Çocukları başka çocuklarla kıyaslamayın! - Karne notlarını çok önemsemeyin! v.b türden başlıklarla listeyi uzakmak mümkün. Peki bu başlıklar çocuklarımızın ömrünün sonuna kadar başarılarını ve öğrenmeyle olan ilişkilerini düzenliyor mu? Karneden sonra gerçekten fayda sağlayıcı bir dönüşe yardımcı oluyor mu? Bence bu soruların yanıtı kocaman bir HAYIR! Karne, başarı ve derslerle ilgili konuştuğumuz ve kaygı duyduğumuz her şey genel geçer nitelikte. Yani karne almanın heyecanı geçtikten sonra söylediklerimizin de yaptıklarımızın da ne çocuklarımız ne de

Bebekler gerçekten ağlayınca daha mı iyi uyurlar?

Söz konusu çocuklar ve bebekler olunca her gün yeni bir akıma kapılıp gidiyoruz. Bu aralar özellikle yabancı medya ve bloglarda sık sık gündeme gelen en popüler akım  'kontrollü ağlama.' Ebeveynlerin ve bazı araştırmacıların iddialarına göre, bebeklerin kontrollü şekilde ağlamalarına izin verdiğimizde  'gece uykuları'  daha kaliteli hale geliyor. Gece sabahlara kadar bebek sallayan, uykusuz, çaresiz anne babalar için her yol bir seçenek olunca  'kontrollü ağlama ' akımı da hızla yayılıyor.  Hatta bu alanda deneyimlerini paylaşan Emily Oster,  'Cribsheet'  adlı bir kitap yazarak kontrollü ağlama yönteminin faydalarını bile anlattı. Emily Oster'a göre  'bebeklerin ağlar halde bırakılmasının bir sakıncası yok.' Peki Emily Oster ve bu yöntemi uygulayan diğer anneler ve destekleyen araştırmacılar haklı mı? Bebekler ağladıktan sonra daha mı iyi uyurlar? İlk bakışta sonuçları itibariyle bir süre ağlayan bebekler daha iyi uyuyor

Tatilde öğrenme kaybı nedir?

Tatilde öğrenme kaybını önlemek için bizim evde uygulamaya başladığımız yöntemlerle ilgili yazımızı "Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı işte bizim evin planı" başlıklı yazıyla sizlerle paylaşmıştık. Bazı okurlarımızdan "Tatilde öğrenme kaybı" yla ilgili bir kaç soru maili aldık. Ben de bu işin bu ülkedeki ustalarından olan Prof. Dr. Selçuk Şirin'in son kitabı Yetişin Çocuklar'da öğrenme kaybıyla ilgili yazdıklarını paylaşmak istedim. Çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlamak için neler yapması gerektiği konusunda kafası karışık olan yada yeni bir perspektife ihtiyaç duyan her anne-babanın da Yetişin Çocuklar adlı kitabı okumasını tavsiye ederim. İşte Selçuk Hoca'nın tatilde öğrenme kaybıyla ilgili kitabında aktardıklarından sizin için seçtiğim satır başları... YENİ BİR KAVRAM:TATİLDE ÖĞRENM KAYBI! Özellikle Türkiye gibi yaz tatillerinin uzun oludğu ülkelerde anna babalara tatilde büyük sorumluluk düşüyor. İşte bu noktada yeni bir kavramı tan

Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı işte bizim evin planı!

Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı? Okullar için bu yıl yaz tatili resmi olarak değil ama fiilen başladı. Uzun Ramazan Bayramı tatili çocukları bu yıl erkenden yaz tatiline kavuşturdu. Her yaz tatilinde olduğu gibi biz velilerin aklında yine çocuklar yaz tatilinde ne yapmalı, ders çalışmalı mı soruları var! Bir tarafımız 'Aman bırak çocuk tatilin tadını çıkarsın'  derken, diğer yarımız  'ama biraz kitap okusun, biraz test çözsün, azcık da ders çalışsın'  demeden duramıyor! Söz konusu çocukların yaz tatilini nasıl geçirmeleri gerektiği olunca kabul edelim karar vermek zor. Burada doğru kararları vermek için bakış açımızı tek bir noktadan farklı bakış açılarını içeren geniş bir perspektife çevirmekte fayda var. Öncelikle karnelerdeki durumlar her ne olursa olsun tatil çocukların hakkı. Hiçbirimiz yılın kısa bir süresini kapsamayan tatillerde çalışmak istemeyiz. Dolayısıyla çocuklarımızın da 9 aylık sıkı bir okul maratonu sonrası ders çalışmak en son isteyecekleri

Çocuğun mizacını anlamaya yardımcı 9 soru!

Bazı çocuklar için kolay kimileri için de zorlu deriz! Hatta kardeşler bile birbirlerinden gece ve gündüz gibi ayrılabilirler. Bu farkın nedeni hepimizin kendimize has mizacı! Peki nedir bu mizaç? Mizaç kısaca birlikte doğduğumuz her şeydir. Beynin her birey için benzersiz kodlamalarından biridir mizaç. Yaş ilerledikçe çocukların mizaç gelişimi daha belirgin görüntülere kavuşur. Ancak yaşamın ilk yıllarında mizacın ayırt edici özelliklerini görmek biraz zorlu olabilir. Bu nedenle mizacın türleri konusunda biraz bilgi sahibi olmak çocuğunuzun mizacına dair fikir sahibi olmanıza, mizaç gelişimine katkı sunmanız anlamında önemli olabilir. Ayrıca çocukların yaşamlarının ilk yıllarındaki deneyimleri ve çevreleriyle etkileşimleri de mizaç gelişimi üzerinde etkili ve değiştirici özelliğe sahiptir. Bu nedenle çocuğunuzun ileriki yaşamında çevresiyle girdiği sosyal ilişkinin niteliğinin kaliteli olması onun mizaç yapısını bilmeniz önemli bir artı olabilir. Mizacın bazı özelliklerini

Paralel oyun nedir?

Paralel oyun nedir? Paralel oyun, 'çocuğum yaşıtlarıyla oyun oynamıyor' kaygısını yaşamaya başlayan ebeveynlere verilecek en rahatlatıcı cevap kanımca. Bir park düşünün! 3 yaş civarında bir çocuğunuz var. Yanında da yaşıtı bir başka çocuk. Yan yana oturuyorlar ancak birlikte oynamıyorlar. Siz uğraşıyorsunuz. Onları arkadaş yapmaya çalışıyorsunuz ama çocukların umrunda değil. Her ne kadar bir yetişkin gözünden bu durum sorunlu gibi görünse de aslında 2, 3 hatta bazen 4 yaşındaki çocukların dünyasında bu son derece normal ve olağandır. Bu yazıda paralel oyunun ne olduğuun ve yaşamın ilk yıllarında çocuğunuzun gelişimi için neden önemli olduğunun detaylarını bulabilirsiniz. Paralel oyun, en yalın tanımıyla; iki çocuğun ' birlikte oynamadan ' birbirleriyle oynamaya başladığı evreyi işaret eder. Yalnızca aynı odayı, oyuncağı, kum havuzunu vs. paylaşırlar. Fiziken birbirlerine yakın dururlar ancak birbirleriyle etkileşim konusunda nötr bir tavır takınırlar. Bu etkil

Çocuklar kitap okumaya nasıl alışır işte bizim yöntem!

Bir eğitim yılının sonuna da geldik. Bu yıl boyunca kademeli olarak yaptığımız kitap okuma alışkanlığı çalışmalarının kısa bir özetini paylaşmak istedim. Zira çocuğuma kitap okuma alışkanlığını nasıl kazandırırım diye soranlar için ' Siz kitap okuyun! Siz okumazsanız çocuğunuz da kitap okumaz!' yanıtı vermekten daha işe yarar yanıtlar olduğu kanısındayım. Çocuklar okumayı öğrenmeden kitaplara daha fazla ilgi gösterirler. Karıştırırlar, çizerler, keserler, 'oku, oku' diye peşinizde koşarlar. Ancak işin rengi okuma yazma çalışmalarına başlayınca değişir. Okula başladığının 3'ncü gününde istediğini okuyup yazacağını sanan zavallı bebeler, bu işin uzun soluklu hatta zorlu bir serüven olduğunu fark edince birden ilgilerini yitirmeye başlarlar. Bizim evde de okul yılının başında olan buydu. Yatmadan önceki kitap okuma alışkanlığımız bile bu durumdan olumsuz etkilenmeye başladı. Bir de üstüne yapılması gereken ödevler eklenince siz hayal edin direnci... Kızım yavaş ya

Çocukların anne ve babalarıyla yapmayı en çok istediği şey!

İyi bir okul... Almayı çok istediği bir oyuncak... Yeni bir bilgisayar oyunu... Sizce çocuklar anne ve babalarından en çok ne istiyor? Yukarıdaki seçenekleri arrtırabiliriz. Peki kaçımız doğru yanıtı tahmin edebiliyoruz? Yazının devamını okumadan önce bir kaç dakika durup düşünün! Hatta bir liste çıkarın ve çocuğunuzun sizden isteyebileceğini düşündüğünüz 10 şeyi yazın. Şimdi de yanıta bakalım! Yanıtı, Hasbro Gaming’in 250 ebeveyn ve çocuklarıyla yaptığı “Ebeveyn ve Çocuk Etkileşimi Araştırması” nın sonuçları veriyor. Katılımcı çocukların yüzde 93'ünün ebeveynleriyle 'daha fazla oyun oynamak istiyor.' Aynı araştırmanın anne baba tarafı da çocukların bu isteklerini haklı çıkarıyor. Babalar başta olmak üzere anne ve babalar, çocuklarıyla yeterince bir arada olamadıklarını düşünüyor. Mobil araştırma yöntemiyle 4-11 yaş arası çocuğu olan 250 ebeveyn ve çocuklarıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre ebeveynlerin yüzde 54’ü çocuklarıyla, çocukların ise yüzde 93’ü

Okulların yaz tatili kısalıyor 2019-2020 öğretim takvimi

Milli Eğitim Bakanlığı, 2019-2020 öğretim yılı takviminde önemli değişiklikler yaptı. MEB 2019-2020 eğitim öğretim takvimine göre okullar için yaz tatilleri kısaltıldı. Yeni düzenlemeye göre bu seneye kadar 13 hafta yapılan yaz tatili 11 haftaya indirildi. 2019-2020 döneminde sömestr tatili takvimi de değişti. Öğrenciler 2019-2020 döneminde Kasım'da 1 hafta Nisan'da 1 hafta tatil yapacaklar. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un Yeni Eğitim-Öğretim Çalışma Takvimi Modeli'ne göre yeni tatil düzeni gelecek yıl hayata geçirilecek. 2019-2020 döneminde okullar 1 hafta erken açılacak, 1 hafta geç kapanacak. Düzenlemeye göre 2019 yılında okullar 9 Eylül 2019'da açılacak. 2020 yılında ise 19 Haziran'da kapanacak. Peki eğitim takvimi neden değiştirildi, neden yaz tatili kısaltılıp yerine bahar ve kış aylarında iki ayrı tatil düzenlendi? Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un değişiklik ile ilgili yaptığı açıklama şöyle: "Hedefimiz, 180 iş günü olan çalışma günl

Gebelik şekeri bende de yüksek çıkınca...

Bir hamilelik diğerine benzemez derler ya gerçekten doğru! İlk gebeliğimde tek derdim meğer 4 ay süren bulantı ve kusmalarımmış! İkincisinde ise neredeyse her testte bir olay çıktı. Sonuncu da gebelik şekeri oldu! Ben de gebelik şekeri çıkanların başına neler geliyor diye merak eden gebelik şekeri olanlara yol göstermesi için kendi deneyimimi yazmak istedim. Gebelik şekeri nedir, neden çıkar, nasıl ölçülür, gebelik şekeri kalıcı mı, bebeğe zararı var mı gibi kafanıza takılan onlarca soruya belki yanıt olur... Öncelikle ben gebelik şekeri konusunda rahattım. Zaten çok iştahsız bir hamilelik geçirdiğim ve fazla yemek yemediğim için her şey yolundadır diye düşünüyordum. Hatta aklımın bir köşesinde Canan Karatay'ın gebelik şekeri ölçümü için yapılan 'şeker yüklemesi testi'ni yaptırmayın uyarısı vardı ve doktorumla bunun pazarlığını yapmayı düşünüyordum. Detaylı ultrason görüntülemesini yapan doktor da  'fazla kilo almamışsınız, şeker yüklemesine gerek olmayabilir