Ana içeriğe atla

İnatçı çocukla doğru iletişim nasıl kurulur?


İnatçı çocukla doğru iletişim nasıl kurulur? Geçen haftalarda bir okurumuz 5 yaşındaki oğluyla yaşadığı bir sorunu paylaşmıştı. Durum özetle şöyleydi: Çocuğun okula uyumuyla ilgili hiçbir sorunu yok. Ancak gerek arkadaşlarıyla ilişkisinde gerekse ev içinde aile bireyleriyle ilişkisinde 'istediği olmadığı' zaman hırçınlaşma, oyundan çıkma ve iletişimi kesme yönünde tavır gösteriyordu. Benzer sıkıntıları çok sayıda ailenin yaşadığını düşünerek okurumuza verdiğim yanıtın bir benzerini köşeye taşımak gerektiğini düşündüm.

Umarım benzer sorunlar yaşayan anne babalara da yol gösterici olur!

Öncelikle böyle bir durum yaşıyorsunuz bakabilceğimiz ilk yer çocuğumuzun yaşı olmalı. Çünkü çocukların davranışlarını analiz ederken yaş çok belirgin bir faktör olarak karşımıza çıkar. Okurumuzun durumundaki gibi 5 yaşındaki çocuklar, kendi benlik duyguları gelişmiş, kendi başlarına bir şeyler başarma istediğiyle donanmış olurlar. Bu yaşlar tam da bu özelliklerinin gerektirdiği davranışlarla kendisini gösterir.

Mesela,

- Kıyafetlerini seçerken kendi istediklerinin olmasını isterler

- İstemedikleri yemekleri yemeği reddedebilirler

- Tartışmalı bir konuda anne ve babasına karşı direnebilirler

- Oyunlarda kuralları koymak, grubu yönetmek isteyebilirler vs.


Bu yönüyle baktığımızda çocuklarımızın 'kuralları koyma' istediği yaşının bir sonucu olabilir ve bu sağlıklı bir gelişim göstergesidir. Bazı çocuklar için ise liderlik istediği biraz karakterinin sonucudur. Fıtratı da bir kenara atmayalım. Hepimizin genlerimizle taşıdığınız özellikleri var ve belki de çocuğumuz 'lider' karakterlidir. Gözlemekte fayda var.

Peki bu durumda bir sınır olmalı mı? Kuşkusuz evet!

Çocuklarımızın sınırları tanıyor ve o sınırlara saygı duyarak durumlara adapte olma kabileyeti geliştirmeleri gerekir.

Şimdi gelelim yaşın ve karakterin dışındaki diğer faktörlere!

Eğer çocuğunuz kuralları tanımama, kendi kuralları ve istekleri konusunda diretme davranışına çok daha önce başlamışsa (örneğin, 3-4 yaşlarında) ve giderek bu durumun dozu artıyorsa anne ve babalar ile çocuğun bakımından sorumlu diğer yetişkinlerin tavırlarına bakmak bize fayda sağlayabilir. Şöyle ki, eğer küçük yaşlardan beri çocuğun istekleri doğru ve yanlış diye sorgulanmadan 'aman ağlamasın, aman başına bir şey gelmesin, aman istediği olsun da bir kaşık daha yemek yesin vs.' gibi gerekçelerle kabul edildiyse çocuk bu durumu istediği zaman kullanabileceğini öğrenir ve hayatı boyunca uygulamaya devam eder.

Çocukların bu davranış şeklini öğrenmesi için sadece kendi başına gelmesi de gerekmez. Evde küçük bir kardeş, sürekli görüştüğü bir kuzeni varsa ve o çocuklarda yukarıda anlattığım durum yaşanıyorsa ve çocuğunuz buna şahit oluyorsa yine öğrenme gerçekleşebilir. Bu öğrenmeyi kendi evinde veya okulunda uyguladığında işe yaradığını görünce de davranışı pekişebilir.

Aynı durumu çocuklar yetişkinler arasındaki ilişkileri gözlemlemesi durumunda da yaşanabilir. Çevresindeki yetişkinlerden biri kuralları koyucu diğeri de kuralları uygulayan bir profil çiziyorsa bu da öğrenmenin bir diğer yoluna dönüşebilir.



Peki bu soruları nasıl çözeceğiz?

Böyle bir durum yaşayan anne babaların yapabileceği ilk şey çocuklarıyla ilişkilerinde sürekli bu soruna vurgu yapmamaktır. Sürekli bir soruna vurgu yapıldığında çocuklar biz yetişkinler gibi tepkiler veremezler. Biz yetişkinler sorunu çözme konusunda bilişsel çıkarsamalar yapabiliriz ancak çocuklarda sürekli tekrarlanan hata vurgusu 'hatalı davranışı pekiştirmekten' başka bir işe yaramaz.

Eğer çocuğunuz evde istediği şey olmadığında sizinle iletişimi kesiyor yada ağlıyor veya hırçınlaşıyorsa öncelikle 'sakin olmayı' öğrenin ve ona sakinleşmesi için 'zaman tanıyın.' Onun göz hizasına inerek 'şuan ikimizde çok gerginiz ve konuşamıyoruz sakinleşince yeniden konuşalım' deyin ve fiziken ondan uzaklaşın. Bu uzaklaşma sırasında konu hakkında başka yetişkinlerle de konuşmayın, jest ve mimiklerle çocuğunuza mesaj göndermeyin. Sakinleşme gerçekleşirse çocuğunuza 'neden istediği şeyin olamayacağını' yine sakin bir tavırla anlatın. Eğer çocuğunuz hala direniyor ve tekrar iletişimi güçleştirecek bir tavra giriyorsa yeniden uzaklaşın.

Bu süreç ebeveynler için biraz zaman alıcı ve yorucu olabilir. Ancak bu uygulamayı yapmayı göze alan ebeveynler mutlaka istikrarlı davranmalı. Eğer sıkılıp, sinirlenip çocuğunuza istediğini verirseniz davranışları daha da pekiştirmiş olursunuz.

Aynı şekilde ev içinde başka çocuklar varsa onların davranışlarında ve yetişkinler arasındaki ilişkilerde de aynı hassasiyetleri korumaya özen gösterin.

Gelelim ille de istediği olsun isteyen çocuğun diğer çocuklarla olan ilişkilerine!

Benim naçizane tavsiyem. Çocukların arkadaşlarıyla olan ilişkilerine ebeveynlerin 'karışmamanız' yönünde. Çocuğunuz bir arkadaşlarıyla oyunda istediği kuralları koyamadığı için oyundan çıkıyorsa bu onun kendi tercihi olarak kalmalıdır. Böyle durumlarda çocuğu yönlendirip yeniden oyuna dönmesini sağlamaya çalışmalayın. Ancak bir yetişkin olarak çocuğunuzun bu durumu sorgulamasına yardımcı olabilirsiniz. Örneğin, parka gittiniz çocuğunuz bir grup arkadaşıyla oyun oynamaya başladı ve işler karıştı oyundan çıktı bir kenarda öfkeli öfkeli oturmaya başladı. Onu önce izleyin. Kendi kendine oyuna dönüp dönmeyeceğini gözlemleyin. Eğer çocuğunuz oyuna dönmüyorsa ve sizinle iletişime geçme konusunda açık olduğunu hissedebiliyorsanız ona sadece 'bir sorun mu var sana yardımcı olabileceğim bir şey var mı?' diye sorun, 'hayır' yanıtını alırsanız üstelemeyin. Eğer yanıtı 'evet' olursa onun size olanları anlatmasını sağlayın. Sözünü kesmeyin ve onu dikkatlice dinleyin.

Burada 2 ihtimal olabilir;

1- Çocuğunuz belki de oyun terk etmekte gerçekten haklıdır.

2- Çocuğunuz oyunu terk etme konusunda haksızdır.


İlk ihtimalse çocuğunuzu destekleyin ona onu anladığınızı hissettirin. Ancak oyundan çıkmasının onun eğlenmesine engel olduğunu ve yeniden eğlenmek için bir çözüm bulup bulamayacağını sorun. Onu yönlendirmeyin sadece düşünmesi ve yeniden oyuna dönme cesaretini kazanması için yol gösterin.

İkinci ihtimalse ona kuralları her zaman onun koyamayacağını, grup içinde bazen başkaları tarafından koyulan kurallara uyması gerektiğini anlatın. Yine de son tercihin kendisine ait olduğunu ona söyleyin ve kararına saygı duyun.

HATA ARAR HALE GELMEKTEN KAÇININ


Son olarak, sorunları çözme iradesi gösteren biz ebeveynlerin bu süreçte düştüğümüz yaygın 'bir hata' konusunda da uyarmak isterim. Çocuklarımızda bir sorunu çözmeye çalışırken farkında olmadan 'hata arar' bir tavır takınabiliyoruz. Gerçekten hangi sorunu çözmek istiyorsanız o soruna odaklanın. Örneğin, çocuğunuz sizin gösterdiğiniz yeşil tişörtü değil de kendi istediği kırmızı tişörtü giymek istiyorsa sırf kıyafetinin rengine uymadığını düşündüğünüz için yada kırmızı tişörtün gideceğiniz yere uygun olmadığını düşündüğünüz için çocuğunuzun isteklerini yok saymayın. Çocukların kıyafetleri, aksesuarları, oyuncakları gibi kendisiyle doğrudan ilgili konularda söz söyleme ve karar alma hakkına saygı duyun.



Deniz Temur'u sosyal medyadan da takip edebilirsiniz

facebook.com/obenimannem

instagram.com/obenimannem

Yorumlar

  1. Merhabalar,

    Etkili bir iletişim kurmanın yollarından birinin de doğru kelime seçimi olduğunu düşünüyorum. Karşımızdaki kişiyle iletişim kurarken kelimelerimizi ne kadar özenle seçersek kurduğumuz iletişim de o oranda başarılı olur. Hem günlük hayatta hem de çalışma hayatında etkili iletişim kurmak ilişkilerimizin ve işlerimizin yolunda gitmesine yardımcı olur. Bu nedenle kelimelerimizi doğru seçmeliyiz ve iletişim kurduğumuz insanları itmemeliyiz. Bazen şu kelimeleri kullanmak iletişimin gidişatını büyük oranda etkiliyor; aynen, şey, yani gibi. Örnekleri çoğaltmak mümkün. İzninizle ben de etkili iletişim kurmanın önünde engel oluşturabilecek kelimelerden oluşan yazımı okumanız için sizinle paylaşmayı isterim: http://www.ebrubektasoglu.com/yazi/kullanmamaniz-gereken-6-kelime/

    Yazılarınızın devamının gelmesi dileğimle,
    sağlıkla kalın.

    YanıtlayınSil

Yorum Gönderme

Sen ne düşünüyorsun?

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım?

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım? sorusu bu sıralar obenimannem.com okurları tarafından sıklıkla bize soruluyor. Çocuğumu 1. sınıfa göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenleri sizler için derledik. Çocuğunu okula göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenler Milli Eğitim Bakanlığı'nın okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları yönetmeliğiyle düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre, 66 ve 71 ay arası çocukların okula başlama tercihi velilerine bırakılmıştır. Eğer çocuğunuzun yaşı 69-71 ay aralığındaysa ve çocuğunuzu 1. sınıfa göndermek istemiyorsanız kamu ve üniversite hastanelerinden rapor almanız gerekmektedir. Bu raporların çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından düzenlenmesi ve çocuğun gelişiminin okula başlamaya uygun olmadığına dair ifadeleri içermesi gerekmektedir. Eğer çocuğunuzun yaşı 60-66 ay aralığındaysa ve okula gitmesini istemiyorsanız rapor almanıza gerek yok. Ailelerin çocuklarını okula göndermek istemediklerini belirten bir dil

1 yaşındaki bebek neden yemek yemez?

Bebeğinizle ek gıdaya geçtiniz! Püreler hazırladınız kimini yedi kimini yemedi ama yine de iyi kötü besinlerle tanışmasını sağladınız. Sonra bebeğiniz ilk yaşına geldi ve siz onun artık daha farklı şeyler yiyebileceğini, püreler, rondolar yerine taneli gıdaları yiyebileceği için sevinmeye başladınız. Artık dişleri de çıktığına göre her şey daha kolay olacak diye düşündünüz! Ama hiç de öyle olmadı! 1 yaşından sonra bebeğiniz önüne konulan yeni şeyleri reddetmeye, ağzına aldığı yiyecekleri şiddetle öğürmeye ve kusmaya başladı. Rondoyla olan muhabbetiniz daha da koyulaştı! Saatlerce uğraşıp pişirdiğiniz yemeği kusursuzca rondoladınız. Ama yine de işe yaramadı değil mi bebeğiniz ilk kaşıkta her şeyi çıkardı. Üzülmeyin yalnız değilsiniz!  1 yaşından sonra bebeklerde yemeklere karşı ortaya çıkan direncin çok mantıklı bir nedeni var. Okuyunca içinizin rahatlamasını umuyorum. İnsan beyni hala ilkel dönemlerdeki gibi çalışır. Yani tek amaç var. Hayatta kalmak! Bu bebekler i

RAM raporu ile kayıt erteleme nasıl olur?

RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü, nasıl yapılır? Koronavirüs salgını hayatımıza bir de RAM raporunu soktu. Uzun yıllardır özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler için uygulanan RAM raporu süreci Koronavirüs salgını nedeniyle çocuklarını okula göndermek istemeyen velilerin için bir kaçış umuduna dönüştü. 72 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen veliler çocukları için RAM raporu almayı bile göze almış durumda. Peki nedir bu RAM raporu, nasıl alınır, şartları neler? Daha da önemlisi RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü?  Geçen haftalarda kaleme aldığım ‘ Çocuğumu okula göndermezsen ne olur’  Başlıklı yazıyı okuyup bana ulaşanlar RAM raporunu sordu. Bu yazı da çocuğunu okula göndermek istemeyip RAM raporu hakkında bilgi arayanlar için gelsin. İşe RAM raporu ne demek onu açıklayarak başlayalım! RAM Raporu Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nin adının kısaltılmasından geliyor. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışan bir yapı. Görevleri özel ve de

Çocuklara yazı yazmayı sevdirecek eğlenceli yol

Çocukların yazı yazma becerilerinin gelişmesi için ellerindeki ince kaslarının gelişmiş olması şart. Okul öncesi dönemde yapılacak basit aktivitelerle hem çocuğunuzun ince kaslarının gelişmesine yardımcı olabilir hem de yazı yazarken el kontrolü kabiliyetini geliştirebilirsiniz. Yazı yazmaya hazırlık tahtası tam da bu işi görecek eğlenceli bir yöntem. İhtiyacınız olan bir karton kutudan kesilmiş mukavva parçaları, bir kaç tane A4 kağıdı, harita raptiyeleri ve yapışkanlı dekor kağıtları. Yazı yazmaya hazırlık tahtasının nasıl yapılacağını playerdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.

Çocuğum yemek yemiyor biliyorum aç diyen anneler dikkat!

Çocuğunun yemek yemediğinden şikayet eden bir danışamın bana gönderdiği mesajda adeta yardım çığlığı atıyordu. Çocuğu yemekleri özellikle de kahvaltı sırasında kusuyor, öğürüyordu. Diğer öğünlerde de yemek yemiyordu. Çocuğun yemek yememesi anneyi öyle yıpratmıştı ki aile ilişkilerinin bozulduğunu, eşiyle sorunlar yaşadığını anlatıp. kendisinin bile terapiye ihtiyacı olduğunu yazmıştı. Mesajındaki bir cümlede ise 'Çok az yiyor biliyorum aç ama yemiyor. Doyamaz bu kadar yiyecekle!' diyordu. 'Yedi ama çok az. Çocuğum kesin aç' fikri her annenin aklının bir köşesinde durur, içini kemirir kemirir! Öğünden kalanları yedirmek için peşinde koşarız. Olmadı lezzetiyle başını döndürecek şeyler pişiririzi mesela bir tabak patates kızartması. 'Aman yesin de ne yerse yesin yeterki kaynı doysun' der eline iki bisküvi, biraz çikolata olmadı bir bardak meyve suyu veririz. Çocuğumuz bunlardan birini yerse kendimizi mutlu hisseder bir sonraki öğüne kadar sakinliğimizi koruruz. Çün

Çocuğum yemek yemeyince çok sinirleniyorum diyen annelere!

Çocuğum yemek yemediğinde çok sinirleniyorum, bağırıyorum, kendime hakim olamıyorum. Sonra pişman olup vicdan azabı yaşıyorum ama bir sonraki öğünde yeniden aynı şey oluyor ve ben yine bağırıp çağırıyorum. Öyle ki ev içinde hiç huzurumuz kalmadı. Yemek vakitleri yaklaştıkça geriliyorum, stres basıyor. Eşimle de sürekli çocuğumuz yemek yemiyor diye tartışıyoruz. O da sorunun ben de olduğunu ve fazla abarttığımı söylüyor. Durmadan bu yüzden kavga ediyoruz. Ne yapacağımı bilmiyorum! Bu satırlar çocuğu yeme sorunu yaşayan çok sayıda anneden gelen ortak seslerin bir yansıması. Saatlerce mutfakta geçirilen zaman, özenle hazırlanan yemeklerin ziyan oluşu, çocukların ısrarı, ağlaması, öğürmesi, kusması ve sonunda gelen sinir harbi. Neden çocuklarımız yemek yemediği zaman bu kadar çok sinirleniyoruz? Neden biz anneler bu derece kontrolden çıkarken babalar bir kenarda her şey yolundaymış gibi oturabiliyor? İşin sırrı biraz yaratılış da biraz da annelerin zorlu hayatlarında gizli. Biz kadınlar, y

Çocuğumu okula göndermezsen ne olur?

2019-2020 döneminde çocuğunuzu okula göndermezseniz ne olur? Koronavirüs nedeniyle çocuğunu okula göndermek istemeyen aileler için idari para cezasından çocuğun velayetinin alınmasına varan yasal düzenlemeler var. Özellikle birinci sınıfa başlayacak olan 72 ay ve üstü yaş grubunda çocukları olanlar MEB'den ara bir düzenleme bekliyor.  Çocuğumu okula göndermek istemiyorum diyen aileleri bekleyenlerin detayları ve yapılabilecek bir kaç öneriyi sizler için kaleme aldım. 2019-2020 öğretim yılı veliler için verilmesi gereken kararlar nedeniyle geçmişe oranla çok daha zorlu bir yıl olacak. Özellikle de 72 ay ve üstü yaş grubunda çocuğu olan veliler için. Çocukları birinci sınıfa zorunlu olarak başlayacak olan veliler aylardır 'Çocuğumu okula göndermek istemiyorum, çocuğumu okula göndermezsen ne olur?' sorularına yanıt bulmak için MEB'den açıklama bekliyor. İlkokul birinci sınıfa başlaması zorunlu yaş grubundaki çocukların aileleri Koronavirüs salgının halen etkisini sürdürdü

Toplama-çıkarma nasıl öğretilir? Sayı Güneşi yöntemi

Bir sayı hangi sayılardan oluşur? Sayı Güneşi'yle işi başında çocuğunuzun 4 işlemin inceliklerini öğrenmesini sağlayabilirsiniz. Yapmanız gereken çok basit. Sarı kartondan kesilen yuvarlakların içine bir sayı yazın, sonra tahta mandalların üzerine o sayıyı oluşturan sayıları yazın örneğin hedef sayınız 10 olsun. Mandalların üzerine 10 sayısını oluşturan farklı toplama kombinasyonları yazın. 5+5, 2+8, 1+9, 6+4 gibi, Farklı sayılar için de bir kaç tane Sayı Güneşi hazırlayın. Sonra çocuğunuzun doğru kombinasyonları bulmasına yardımcı olun. Bu etkinlikle çocuğunuz hem erken dönem matematik becerisini hem de analitik düşünme becerisini geliştirecektir. Aynı zamanda mandal kullanımının çocuklarda ince motor becerisi gelişimi destekleyen bir araç olduğun da unutulmamalıdır.

Bebek Liderliğinde Beslenme-BLW'den önce mutlaka bilmeniz gerekenler

Bebek beslenmesiyle ilgili pek çok farklı akım var. Yaygın olanı sadece anne sütüyle beslenmenin bittiği ek gıdaya geçişte püre ve muhallebi kıvamlı gıdalara öncelik veren klasik akım. Bir çoğunuz da bu yolla çocuklarımızı büyüttük. Ancak son yıllarda popülerliği hızla artan yeni bir akım var. Baby Led Weaning-BLW olarak anılan Türkçe'ye ise Bebek Liderliğinde Beslenme olarak geçen bu akımda püre ve muhallebi kıvamı yok. Akımın öncülerine göre bebekler zaten yutmayı biliyorlar onların öğrenmesi gereken çiğnemek. Dolayısıyla ek gıdaya geçişte yapılması gereken şey bebekler için yemesi uygun olan yiyeceklerin onlar için güvenli boyutlarda sunulması. Ezme, rendeleme yok! Burada öncü olan da bebeğin kendisi olmalı. Yani besleme diye bir şey yok. Seçilen ve hazırlanan yiyecekler bebeklerin önüne konulmalı ve bebekler yemeye kendileri istek göstermeli. Eğer bebeğiniz yemeklere dokunmuyor ve onları ağzına götürmek istemiyorsa henüz ek gıdaya geçiş için hazır değil  demek.