Ana içeriğe atla

Doğum sonrası psikoz nedir bebeğini öldürdüğünü sanan annenin hikayesi

Doğum sonrası psikoz nedir, belirtileri nelerdir diye hiç düşündünüz mü? Eminim ki yanıtınız hayır. Dünyada her 500 kadından birinde görünen doğum sonrası psikoza İngiltere'nin Galler bölgesinde yaşayan üniversite hocası Sally Wilson da yakalandı. Sally Wilson'ın da kızı Ella'yı dünyaya getirmeden önce doğum sonrası psikozdan (post partum psikoz) haberi bile yoktu. Her şey kızı Ella'yı doğurmak için hastaneye gittikten sonra başladı. Öyle ki haftalarca kızını öldürdüğünü kendisinin de hapse atılacağını sandı. Oysa ki kızı hayattaydı ve her şey yolundaydı. Kurtuluşu ise elektrikli sandalyede uygulanan bir tedaviyle oldu. İşte doğum sonrası psikozu atlatmış bir kadının yaşadıkları ve yeniden doğuşunun hikayesi...

"2013 yılında Jamie ile planlandığımız gibi evlendik ve yaklaşık bir yıl sonra bir aile kurmaya karar verdik. Gebeliğim gayet iyi gidiyordu. Doğum bir hafta gecikmişti ve yapay sancı verildi. Doğum gayet acılı geçiyordu bunda şaşıracak bir şey yok. Ama saatler geçtikçe her şey ters gitmeye başladı. Kafam çok karışmıştı. Zamanı algılamakta zorluk çekiyordum. Hiç uyuyamadım ve ateşim çıktı. Yapay sancı için vücuduma hormon, gaz, hava ve petidin verilmişti. Ella'nın kalp atışları giderek düşüyordu ve stres içindeydi.

Ella Mart 2015'te sezaryenle dünyaya geldi.

Ben ayılırken daha da kötü şeyler olmaya başladı. Kafam daha da karışmıştı. Çevremdekilere ne olduğunu anlamadığımı, neden doktorların odada olduğunu soruyordum. Beyin travması için tarama ve kan testleri negatif çıktı. Bir noktada gözlerimin kafamın içinde tersine döndüğünü ve yatağa düştüğümü hatırlıyorum. Akşam o kadar korkmuştum ki hemşirelere benimle oturmaları için yalvardım. Ayrıca ebelerin benim hakkımda konuştukları paranoyasına kapılmıştım. Panik içindeydim ve bir şeyler yanlış yaptığım izlenimine kapılıyor ve kahroluyordum.
Bir kaç gün sonra her şey daha da kötüleşti. Tuvalete gitmek için ayağa kalktığımda yere düştüm. Ağlamaya başladım ve yerden kalkmayı reddettim.

Kafamda öldüğüme inanmıştım. Herkesi, ebeleri, Jamie'yi çevremde görüyordum. Bir ebenin Ella'yı götürdüğünü gördüm. Ona zarar verdiğim için bebeği hayata döndürmek üzere götürdüklerine inanıyordum. O zaman ruhsal bir bunalım yaşadığımı şimdi biliyorum. Gerçekliğim kaymıştı. Ölüp başka bir dünyaya gittiğimi düşünüyordum. Sanrılar görmeye başlamıştım. Bebek ağlamaları kulaklarımı sağır ediyor, klimanın sesi beni boğuyor, kantinin yemek arabalarının sesi tren kazalarına benziyordu. Duvarlarda gölgeler görüyordum.

Bebeğime zarar verdiğim için öldüğümü ve ceheneme gittiğime ikna olmuştum. Hemşireler Ella'yı getirip iyi olduğunu bana gösterdiklerinde onlara inanmadım. Ella yerine başka bir bebek getirdiklerini düşündüm. O benim bebeğim değildi. Bebeğim ölmüştü. Onu ben öldürmüştüm.
"Jamie'ye ne oldu? Neden ağlıyor?" Ağlamıyor Sally bak iyi.
"Kapıda beyaz önlüklü insanlar kim?" Kapıda kimse yok Sally.
"Evet var. Beni hapise götürmek için geldiler. Aman Tanrım... bebeğime nasıl zarar verdim ben?"

Korkunçtu.

Psikiyatri kliniğine trasnfer edildim. Jamie'ye doğum sonrası psikoza yakalandığımı anlatmışlar. Tedavi için ilaç verildi. Tek hatırlayabildiğim korkutucu bir labirentin içine sürüklendiğim ve insanları abartılmış karikatürler olarak gördüğümdü. Bana karşı bir komplo kurulduğuna inandığım için kanımın alınmasına karşı çıkıyordum.
Jamie ve ailem Ella'yı ziyaret ediyorlardı. Onu kucağıma veriyorlardı ancak onun benim olduğunu anlayamıyordum. Hiç bir bağ hissetmiyordum ona karşı.

Bir hafta sonra doktorla randevumda daha iyi hissettiğimi söyledim. Evde tedavi için bir ekip ayarlandı ancak olumlu pek bir gelişme olmadı. Ella'nın gıda ve altını değiştirmek gibi en temel ihtiyaçlarını karşılamayı başarabiliyordum. Ama bu işleri isteksizce yapıyordum. Hala yüzde 100 bebeğimi öldürdüğüme inanıyordum. Psikoz belirtileriyle daha da keskinleşen karanlık bir depresyona girmiş, dibe vurmuştum. O gün gazetede okuduğum karavan parkındaki bir cinayeti benim işlediğime inanır olmuştum.

HER ŞEYİ SONLANDIRMAK İÇİN...


Evden çıktığımda halk otobüsünün üstündeki numaraya takıyor ve hep aynı otobüsün ben çıkınca geçmesinin bana karşı komplunun bir parçası olduğunu düşünüyordum. Her şeyi sonlandırmak için denizin içine doğru yürüdüğüm görüntüler beynime yanıp sönüyordu. Eve geldikten on ay sonra Jamie'ye artık devam edemeyeceğimi söyledim. Bana yardım etmek için büyük çaba harcayan kocam perişan oldu. Bana yardım etmeye kararlı olan Jamie, doğum sonrası psikoz üzerine okumaya başladı. Elektrik şok tedavisi sıklıkla gündeme geldi.

Psikiyatrım Cardiff Üniversitesi'nde psikiyatr profesörü Ian Jones ile temasa geçti. O da şok tedavisinin işe yarayabileceğinde hemfikir oldu. Bir sandalyeye bağlanarak elektrik verilmenin barbarca, berbat bir tedavi olduğunu düşünebilirsiniz. Anestezi altındayken beyninizde bir nöbet başlatmak için elektrik alıyorsunuz. On seanslık tedavinin ortasında düşüncelerimde değişme oldu. Berbat bir şey benden uzaklaşıyordu. Bu hayatımı kurtardı.
Giderek daha güç kazandım ve Ella'ya bağlandım. Kaybettiklerimi düşünmek üzücü ancak ona şimdi bakarken mutlu ve sağlıklı olduğumuzu görüp heyecanlanıyorum.

Aynı kişi olduğumu söyleyemem ama hafta bir kaç gün işe gidiyorum ve anneliğin günlük zorluklarıyla uğraşıyorum.
Eğer doğum sonrası psikpoz yaşadıysanız diğer gebeliklerde de bunu yaşama şansınız çok yüksek. Bu kişisel bir tercih ama azıcık bir olasılık bile olsa bunu yaşamaya değmez.

Bu hastalığın korkunçluklarını yaşayanlara umut vermek benim için çok önemli. Bunun asla bitmeyeceğine inanırsınız. Ben de inanıyordum. Ancak hayatın yeniden bu kadar tatlı olduğunu hissetiğim bugün hiç gelmeyecek sanıyordum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yaşındaki bebek neden yemek yemez?

Bebeğinizle ek gıdaya geçtiniz! Püreler hazırladınız kimini yedi kimini yemedi ama yine de iyi kötü besinlerle tanışmasını sağladınız. Sonra bebeğiniz ilk yaşına geldi ve siz onun artık daha farklı şeyler yiyebileceğini, püreler, rondolar yerine taneli gıdaları yiyebileceği için sevinmeye başladınız. Artık dişleri de çıktığına göre her şey daha kolay olacak diye düşündünüz! Ama hiç de öyle olmadı! 1 yaşından sonra bebeğiniz önüne konulan yeni şeyleri reddetmeye, ağzına aldığı yiyecekleri şiddetle öğürmeye ve kusmaya başladı. Rondoyla olan muhabbetiniz daha da koyulaştı! Saatlerce uğraşıp pişirdiğiniz yemeği kusursuzca rondoladınız. Ama yine de işe yaramadı değil mi bebeğiniz ilk kaşıkta her şeyi çıkardı. Üzülmeyin yalnız değilsiniz!  1 yaşından sonra bebeklerde yemeklere karşı ortaya çıkan direncin çok mantıklı bir nedeni var. Okuyunca içinizin rahatlamasını umuyorum. İnsan beyni hala ilkel dönemlerdeki gibi çalışır. Yani tek amaç var. Hayatta kalmak! Bu bebekler i

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım?

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım? sorusu bu sıralar obenimannem.com okurları tarafından sıklıkla bize soruluyor. Çocuğumu 1. sınıfa göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenleri sizler için derledik. Çocuğunu okula göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenler Milli Eğitim Bakanlığı'nın okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları yönetmeliğiyle düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre, 66 ve 71 ay arası çocukların okula başlama tercihi velilerine bırakılmıştır. Eğer çocuğunuzun yaşı 69-71 ay aralığındaysa ve çocuğunuzu 1. sınıfa göndermek istemiyorsanız kamu ve üniversite hastanelerinden rapor almanız gerekmektedir. Bu raporların çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından düzenlenmesi ve çocuğun gelişiminin okula başlamaya uygun olmadığına dair ifadeleri içermesi gerekmektedir. Eğer çocuğunuzun yaşı 60-66 ay aralığındaysa ve okula gitmesini istemiyorsanız rapor almanıza gerek yok. Ailelerin çocuklarını okula göndermek istemediklerini belirten bir dil

RAM raporu ile kayıt erteleme nasıl olur?

RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü, nasıl yapılır? Koronavirüs salgını hayatımıza bir de RAM raporunu soktu. Uzun yıllardır özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler için uygulanan RAM raporu süreci Koronavirüs salgını nedeniyle çocuklarını okula göndermek istemeyen velilerin için bir kaçış umuduna dönüştü. 72 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen veliler çocukları için RAM raporu almayı bile göze almış durumda. Peki nedir bu RAM raporu, nasıl alınır, şartları neler? Daha da önemlisi RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü?  Geçen haftalarda kaleme aldığım ‘ Çocuğumu okula göndermezsen ne olur’  Başlıklı yazıyı okuyup bana ulaşanlar RAM raporunu sordu. Bu yazı da çocuğunu okula göndermek istemeyip RAM raporu hakkında bilgi arayanlar için gelsin. İşe RAM raporu ne demek onu açıklayarak başlayalım! RAM Raporu Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nin adının kısaltılmasından geliyor. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışan bir yapı. Görevleri özel ve de

Çocuğumu okula göndermezsen ne olur?

2019-2020 döneminde çocuğunuzu okula göndermezseniz ne olur? Koronavirüs nedeniyle çocuğunu okula göndermek istemeyen aileler için idari para cezasından çocuğun velayetinin alınmasına varan yasal düzenlemeler var. Özellikle birinci sınıfa başlayacak olan 72 ay ve üstü yaş grubunda çocukları olanlar MEB'den ara bir düzenleme bekliyor.  Çocuğumu okula göndermek istemiyorum diyen aileleri bekleyenlerin detayları ve yapılabilecek bir kaç öneriyi sizler için kaleme aldım. 2019-2020 öğretim yılı veliler için verilmesi gereken kararlar nedeniyle geçmişe oranla çok daha zorlu bir yıl olacak. Özellikle de 72 ay ve üstü yaş grubunda çocuğu olan veliler için. Çocukları birinci sınıfa zorunlu olarak başlayacak olan veliler aylardır 'Çocuğumu okula göndermek istemiyorum, çocuğumu okula göndermezsen ne olur?' sorularına yanıt bulmak için MEB'den açıklama bekliyor. İlkokul birinci sınıfa başlaması zorunlu yaş grubundaki çocukların aileleri Koronavirüs salgının halen etkisini sürdürdü

Çocuklara yazı yazmayı sevdirecek eğlenceli yol

Çocukların yazı yazma becerilerinin gelişmesi için ellerindeki ince kaslarının gelişmiş olması şart. Okul öncesi dönemde yapılacak basit aktivitelerle hem çocuğunuzun ince kaslarının gelişmesine yardımcı olabilir hem de yazı yazarken el kontrolü kabiliyetini geliştirebilirsiniz. Yazı yazmaya hazırlık tahtası tam da bu işi görecek eğlenceli bir yöntem. İhtiyacınız olan bir karton kutudan kesilmiş mukavva parçaları, bir kaç tane A4 kağıdı, harita raptiyeleri ve yapışkanlı dekor kağıtları. Yazı yazmaya hazırlık tahtasının nasıl yapılacağını playerdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.

Çocuğum yemek yemeyince çok sinirleniyorum diyen annelere!

Çocuğum yemek yemediğinde çok sinirleniyorum, bağırıyorum, kendime hakim olamıyorum. Sonra pişman olup vicdan azabı yaşıyorum ama bir sonraki öğünde yeniden aynı şey oluyor ve ben yine bağırıp çağırıyorum. Öyle ki ev içinde hiç huzurumuz kalmadı. Yemek vakitleri yaklaştıkça geriliyorum, stres basıyor. Eşimle de sürekli çocuğumuz yemek yemiyor diye tartışıyoruz. O da sorunun ben de olduğunu ve fazla abarttığımı söylüyor. Durmadan bu yüzden kavga ediyoruz. Ne yapacağımı bilmiyorum! Bu satırlar çocuğu yeme sorunu yaşayan çok sayıda anneden gelen ortak seslerin bir yansıması. Saatlerce mutfakta geçirilen zaman, özenle hazırlanan yemeklerin ziyan oluşu, çocukların ısrarı, ağlaması, öğürmesi, kusması ve sonunda gelen sinir harbi. Neden çocuklarımız yemek yemediği zaman bu kadar çok sinirleniyoruz? Neden biz anneler bu derece kontrolden çıkarken babalar bir kenarda her şey yolundaymış gibi oturabiliyor? İşin sırrı biraz yaratılış da biraz da annelerin zorlu hayatlarında gizli. Biz kadınlar, y

Çocuğum yemek yemiyor biliyorum aç diyen anneler dikkat!

Çocuğunun yemek yemediğinden şikayet eden bir danışamın bana gönderdiği mesajda adeta yardım çığlığı atıyordu. Çocuğu yemekleri özellikle de kahvaltı sırasında kusuyor, öğürüyordu. Diğer öğünlerde de yemek yemiyordu. Çocuğun yemek yememesi anneyi öyle yıpratmıştı ki aile ilişkilerinin bozulduğunu, eşiyle sorunlar yaşadığını anlatıp. kendisinin bile terapiye ihtiyacı olduğunu yazmıştı. Mesajındaki bir cümlede ise 'Çok az yiyor biliyorum aç ama yemiyor. Doyamaz bu kadar yiyecekle!' diyordu. 'Yedi ama çok az. Çocuğum kesin aç' fikri her annenin aklının bir köşesinde durur, içini kemirir kemirir! Öğünden kalanları yedirmek için peşinde koşarız. Olmadı lezzetiyle başını döndürecek şeyler pişiririzi mesela bir tabak patates kızartması. 'Aman yesin de ne yerse yesin yeterki kaynı doysun' der eline iki bisküvi, biraz çikolata olmadı bir bardak meyve suyu veririz. Çocuğumuz bunlardan birini yerse kendimizi mutlu hisseder bir sonraki öğüne kadar sakinliğimizi koruruz. Çün

Çocuklar neden her şeyi yere atar? Bakış açınızı değiştirecek öneriler!

Çocuklar ve bebekler neden her şeyi yere atıp, döker? Beşikte, kundakta sakince yatırıp uyuttuğunuz, sonra ilk dönüşlerini ilk adımlarını merakla beklediğiniz çocuğunuz şu sıralar eline ne bulduysa atıp, döküyor mu? Ne yapsanız çocuğunuzu durduramıyor, ne söylüyorsanız başarısız mı oluyorsununuz? Döküp atmalarına bir de öfke nöbetleri mi eklenmeye başladı? Korkmayın çocuğunuz büyüyor! Tek yapmanız gereken belki de bakış açınızı değiştirmektir! Öncelikle kabul edin. 2 yaş civarına yaklaşan çocuklar ellerine geçirdikleri her şeyi yere atar, döker, fırlatırlar. Bunu yaparken kendilerinin yada başkalarının zarar göreceğini düşünmezler. Tek yapmak istedikleri eline aldığı şeyi atınca neler olduğunu izlemek, deneyimlemektir. Ancak bu yaş grubunda tek bir deneyim yada bir kaç deneyim yeterli değildir. Yani bir kez elindeki bardağı yere attığında olanı görüp 'ha tamam atınca yere düşüyormuş, ses çıkarıyormuş, su dökülüyormuş' diye düşünemezler. Sadece olana odaklanırlar ancak

Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı işte bizim evin planı!

Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı? Okullar için bu yıl yaz tatili resmi olarak değil ama fiilen başladı. Uzun Ramazan Bayramı tatili çocukları bu yıl erkenden yaz tatiline kavuşturdu. Her yaz tatilinde olduğu gibi biz velilerin aklında yine çocuklar yaz tatilinde ne yapmalı, ders çalışmalı mı soruları var! Bir tarafımız 'Aman bırak çocuk tatilin tadını çıkarsın'  derken, diğer yarımız  'ama biraz kitap okusun, biraz test çözsün, azcık da ders çalışsın'  demeden duramıyor! Söz konusu çocukların yaz tatilini nasıl geçirmeleri gerektiği olunca kabul edelim karar vermek zor. Burada doğru kararları vermek için bakış açımızı tek bir noktadan farklı bakış açılarını içeren geniş bir perspektife çevirmekte fayda var. Öncelikle karnelerdeki durumlar her ne olursa olsun tatil çocukların hakkı. Hiçbirimiz yılın kısa bir süresini kapsamayan tatillerde çalışmak istemeyiz. Dolayısıyla çocuklarımızın da 9 aylık sıkı bir okul maratonu sonrası ders çalışmak en son isteyecekleri

Down Sendromu testiniz pozitif çıkarsa....

Down Sendromu tarama testiniz pozitif çıktı mı? Benim ki çıktı! Hamileliğimin 4'ncü ayına girerken yapılan 4'lü tarama testleri benim için sonuçlarını alıncaya kadar rutin bir prosedürden ibaretti. İlk hamileliğimde de yapılmıştı. 30'lu yaşlarımın başındaydım her şey normaldi ve benim için o dönem risk diye bir şey yoktu. İkinci hamileliğimde ise durum tamamen farklıydı. Artık 37 yaşındaydım zaten istatistiksel olarak risk grubundaydım. İlk gebeliğimde 6'ncı haftada düşükle sonuçlanmıştı. Dolayısıyla riski yüksek gruptaydım. Kan sonuçlarımda riski tescilledi. Ekranda 'pozitif' ifadesini gördüğümde itiraf etmeliyim nefesim kesildi, boğazım tıkandı. Risk oranı 1/16'ydı. Tıbben 1/300 risk detaylı taramayı mecbur bırakırken, benim için risk 1/16'dıydı. Biraz matematik bilen için bu 'kesin sonuç'  gibi bir şeydi. Bugün 21 Mart Dünya Down Sendromu günü. Bu nedenle benim gibi tarama testleri pozitif çıkan, bir yerlerde detaylı test so