Ana içeriğe atla

Kolik nedir yenidoğan annesinin korkulu rüyası!


Bebeğim her gün aynı saatlerde huzursuzlanıyor, ağlıyor diyorsanız bebeğinizde kolik olabilir!

Yeni anne olan bir arkadaşım geçenlerde beni aradı.

Lafı uzatmadan doğrudan konuya girdi: Bebeğimde kolik var! Sabah akşam ağlıyor ne yapacağım?

3 ay kolik sancılarıyla boğuşmuş bir anne olarak aynı sıkıntıları yaşayan diğer anneler için 'Kolik nedir, nasıl başedilir?' yazısı kaleme almanın faydalı olabileceğini düşündüm.

Kural 1: Sakin olun!

Bebeğiniz kolikle mücadeleyi kazanacak. 3 ila 6 ay içinde kolik sıkıntıları ortadan kalkacak. Lohusalığın üzerine bir de kolik krizleri eklenince sakin durmanın zor olduğunu biliyorum ama siz yine de en krizli anlarda sakin durup bebeğinizin kendini güvende hissetmesine yardımcı olun.

Kural 2: Bu sizin suçunuz değil

Bebeğiniz her ağladığında yada huzursuzlandığınızda bir şeyleri yanlış yaptığınızı düşünerek kendinizi suçlamayın. Kolik sancıları bir tek sizin bebeğinizde yok. Her 3 bebekten biri aynı sıkıntıları yaşıyor. Bebeğinizi ziyarete gelenlerin üzerinizde yaratmaya çalıştığı baskıları da dikkate almayın. Kural 1'i her zaman hatırlayın!

Kural 3: Kolik bir hastalık değildir

Bebeğinizin başka bir rahatsızlığı olmadığından eminseniz sürekli endişe etmenize gerek yok. Kolik tam olarak nedeni bilinmese de bir hastalık değildir. Bebeğinizin dünyaya, beslenme düzenine alışması için geçirmesi gereken zorlu bir süreçlerden biridir ve baş etmeyi başaracaktır.

Kural 4: İlaçlardan uzak durun  

Her kolik krizi sonrası doktora koşup mucize ilaçlar aramayın. Kolik sancıları için doktorların önerebileceği bir kaç bitkisel ilaçtan başka yapabilecekleri bir şey yok. O yüzden çevrenizde iyi gelir diye size önerecekleri ilaç ve bitkisel ürünlerden uzak durun.

Kural 5: Bebeği sussun diye sallamayın!

Yapılan araştırmalara göre kolikli bebeklerin anne ve babalarının depresyona yatkınlığı diğer anne babalara oranla daha yüksek. Stres altındaki anne ve babaların, bebeklerinde de 'Sarsılmış Bebek Sendromu' görülme oranı da aynı oranda artıyor. Yani bebeğiniz sussun diye onu sürekli sallamayın, zıplatıp hoplatmayın. Bebeklerin fazla şekilde sallanması boyun kırıkları, kafa içi kanamalar, beyin hasarı ve ölüme kadar varan ağır tabloyla sonuçlanabilir.

Kural 6: Yediklerinize dikkat edin! 

'Sen süt veriyorsun, her şeyi yemen lazım. Çok yemen lazım. Hep yemen lazım' diyenleri dikkate almayın. Kolik sancılarının şiddetini annelerin yediklerinin de etkilediğini unutmayın. Gaz yapıcı, fazlasıyla şeker içeren, asidik yiyeceklerden uzak durun. Unutmayın! Siz ne yerseniz, bebeğiniz de onu yer!

Kural 7: Kural 1'i asla unutmayın!

Her hal ve durumda sakin kalmayı unutmayın. Size ne iyi geliyorsa bebeğinize de o iyi gelecektir. Önce siz kendinize iyi gelen şeyleri bulun sonra çocuğunuzu da bu sürece dahil edin.

KOLİKLE MÜCADELEDE BİRKAÇ PRATİK ÖNERİ

Kolik sıkıntısı yaşayan bebeğinizi gün içinde farklı pozisyonlarda yatırmaya çalışın. Böylece bebeğinizin iç organlarının farklı şekilde çalışmasına yardımcı olabilirsiniz.

Ilık banyolar bebeğinizin sakinleşmesi için en iyi yöntemlerdir. Uygun ortam sıcaklıkları sağlandığında bebeğinizi sık sık yıkamanızda da bir sorun yok. Üşütürüm, hasta olur diye korkmayın!

Bebeğinize sık sık masaj yapın. Özellikle karnına 'saat yönünün tersine' hafif masajlar yaparak kolik sancılarının şiddetini azaltabilirsiniz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

1 yaşındaki bebek neden yemek yemez?

Bebeğinizle ek gıdaya geçtiniz! Püreler hazırladınız kimini yedi kimini yemedi ama yine de iyi kötü besinlerle tanışmasını sağladınız. Sonra bebeğiniz ilk yaşına geldi ve siz onun artık daha farklı şeyler yiyebileceğini, püreler, rondolar yerine taneli gıdaları yiyebileceği için sevinmeye başladınız. Artık dişleri de çıktığına göre her şey daha kolay olacak diye düşündünüz! Ama hiç de öyle olmadı! 1 yaşından sonra bebeğiniz önüne konulan yeni şeyleri reddetmeye, ağzına aldığı yiyecekleri şiddetle öğürmeye ve kusmaya başladı. Rondoyla olan muhabbetiniz daha da koyulaştı! Saatlerce uğraşıp pişirdiğiniz yemeği kusursuzca rondoladınız. Ama yine de işe yaramadı değil mi bebeğiniz ilk kaşıkta her şeyi çıkardı. Üzülmeyin yalnız değilsiniz!  1 yaşından sonra bebeklerde yemeklere karşı ortaya çıkan direncin çok mantıklı bir nedeni var. Okuyunca içinizin rahatlamasını umuyorum. İnsan beyni hala ilkel dönemlerdeki gibi çalışır. Yani tek amaç var. Hayatta kalmak! Bu bebekler i

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım?

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım? sorusu bu sıralar obenimannem.com okurları tarafından sıklıkla bize soruluyor. Çocuğumu 1. sınıfa göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenleri sizler için derledik. Çocuğunu okula göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenler Milli Eğitim Bakanlığı'nın okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları yönetmeliğiyle düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre, 66 ve 71 ay arası çocukların okula başlama tercihi velilerine bırakılmıştır. Eğer çocuğunuzun yaşı 69-71 ay aralığındaysa ve çocuğunuzu 1. sınıfa göndermek istemiyorsanız kamu ve üniversite hastanelerinden rapor almanız gerekmektedir. Bu raporların çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından düzenlenmesi ve çocuğun gelişiminin okula başlamaya uygun olmadığına dair ifadeleri içermesi gerekmektedir. Eğer çocuğunuzun yaşı 60-66 ay aralığındaysa ve okula gitmesini istemiyorsanız rapor almanıza gerek yok. Ailelerin çocuklarını okula göndermek istemediklerini belirten bir dil

RAM raporu ile kayıt erteleme nasıl olur?

RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü, nasıl yapılır? Koronavirüs salgını hayatımıza bir de RAM raporunu soktu. Uzun yıllardır özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler için uygulanan RAM raporu süreci Koronavirüs salgını nedeniyle çocuklarını okula göndermek istemeyen velilerin için bir kaçış umuduna dönüştü. 72 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen veliler çocukları için RAM raporu almayı bile göze almış durumda. Peki nedir bu RAM raporu, nasıl alınır, şartları neler? Daha da önemlisi RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü?  Geçen haftalarda kaleme aldığım ‘ Çocuğumu okula göndermezsen ne olur’  Başlıklı yazıyı okuyup bana ulaşanlar RAM raporunu sordu. Bu yazı da çocuğunu okula göndermek istemeyip RAM raporu hakkında bilgi arayanlar için gelsin. İşe RAM raporu ne demek onu açıklayarak başlayalım! RAM Raporu Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nin adının kısaltılmasından geliyor. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışan bir yapı. Görevleri özel ve de

Çocuğumu okula göndermezsen ne olur?

2019-2020 döneminde çocuğunuzu okula göndermezseniz ne olur? Koronavirüs nedeniyle çocuğunu okula göndermek istemeyen aileler için idari para cezasından çocuğun velayetinin alınmasına varan yasal düzenlemeler var. Özellikle birinci sınıfa başlayacak olan 72 ay ve üstü yaş grubunda çocukları olanlar MEB'den ara bir düzenleme bekliyor.  Çocuğumu okula göndermek istemiyorum diyen aileleri bekleyenlerin detayları ve yapılabilecek bir kaç öneriyi sizler için kaleme aldım. 2019-2020 öğretim yılı veliler için verilmesi gereken kararlar nedeniyle geçmişe oranla çok daha zorlu bir yıl olacak. Özellikle de 72 ay ve üstü yaş grubunda çocuğu olan veliler için. Çocukları birinci sınıfa zorunlu olarak başlayacak olan veliler aylardır 'Çocuğumu okula göndermek istemiyorum, çocuğumu okula göndermezsen ne olur?' sorularına yanıt bulmak için MEB'den açıklama bekliyor. İlkokul birinci sınıfa başlaması zorunlu yaş grubundaki çocukların aileleri Koronavirüs salgının halen etkisini sürdürdü

Çocuklara yazı yazmayı sevdirecek eğlenceli yol

Çocukların yazı yazma becerilerinin gelişmesi için ellerindeki ince kaslarının gelişmiş olması şart. Okul öncesi dönemde yapılacak basit aktivitelerle hem çocuğunuzun ince kaslarının gelişmesine yardımcı olabilir hem de yazı yazarken el kontrolü kabiliyetini geliştirebilirsiniz. Yazı yazmaya hazırlık tahtası tam da bu işi görecek eğlenceli bir yöntem. İhtiyacınız olan bir karton kutudan kesilmiş mukavva parçaları, bir kaç tane A4 kağıdı, harita raptiyeleri ve yapışkanlı dekor kağıtları. Yazı yazmaya hazırlık tahtasının nasıl yapılacağını playerdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.

Çocuğum yemek yemeyince çok sinirleniyorum diyen annelere!

Çocuğum yemek yemediğinde çok sinirleniyorum, bağırıyorum, kendime hakim olamıyorum. Sonra pişman olup vicdan azabı yaşıyorum ama bir sonraki öğünde yeniden aynı şey oluyor ve ben yine bağırıp çağırıyorum. Öyle ki ev içinde hiç huzurumuz kalmadı. Yemek vakitleri yaklaştıkça geriliyorum, stres basıyor. Eşimle de sürekli çocuğumuz yemek yemiyor diye tartışıyoruz. O da sorunun ben de olduğunu ve fazla abarttığımı söylüyor. Durmadan bu yüzden kavga ediyoruz. Ne yapacağımı bilmiyorum! Bu satırlar çocuğu yeme sorunu yaşayan çok sayıda anneden gelen ortak seslerin bir yansıması. Saatlerce mutfakta geçirilen zaman, özenle hazırlanan yemeklerin ziyan oluşu, çocukların ısrarı, ağlaması, öğürmesi, kusması ve sonunda gelen sinir harbi. Neden çocuklarımız yemek yemediği zaman bu kadar çok sinirleniyoruz? Neden biz anneler bu derece kontrolden çıkarken babalar bir kenarda her şey yolundaymış gibi oturabiliyor? İşin sırrı biraz yaratılış da biraz da annelerin zorlu hayatlarında gizli. Biz kadınlar, y

Çocuğum yemek yemiyor biliyorum aç diyen anneler dikkat!

Çocuğunun yemek yemediğinden şikayet eden bir danışamın bana gönderdiği mesajda adeta yardım çığlığı atıyordu. Çocuğu yemekleri özellikle de kahvaltı sırasında kusuyor, öğürüyordu. Diğer öğünlerde de yemek yemiyordu. Çocuğun yemek yememesi anneyi öyle yıpratmıştı ki aile ilişkilerinin bozulduğunu, eşiyle sorunlar yaşadığını anlatıp. kendisinin bile terapiye ihtiyacı olduğunu yazmıştı. Mesajındaki bir cümlede ise 'Çok az yiyor biliyorum aç ama yemiyor. Doyamaz bu kadar yiyecekle!' diyordu. 'Yedi ama çok az. Çocuğum kesin aç' fikri her annenin aklının bir köşesinde durur, içini kemirir kemirir! Öğünden kalanları yedirmek için peşinde koşarız. Olmadı lezzetiyle başını döndürecek şeyler pişiririzi mesela bir tabak patates kızartması. 'Aman yesin de ne yerse yesin yeterki kaynı doysun' der eline iki bisküvi, biraz çikolata olmadı bir bardak meyve suyu veririz. Çocuğumuz bunlardan birini yerse kendimizi mutlu hisseder bir sonraki öğüne kadar sakinliğimizi koruruz. Çün

Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı işte bizim evin planı!

Yaz tatilinde çocuklar ne yapmalı? Okullar için bu yıl yaz tatili resmi olarak değil ama fiilen başladı. Uzun Ramazan Bayramı tatili çocukları bu yıl erkenden yaz tatiline kavuşturdu. Her yaz tatilinde olduğu gibi biz velilerin aklında yine çocuklar yaz tatilinde ne yapmalı, ders çalışmalı mı soruları var! Bir tarafımız 'Aman bırak çocuk tatilin tadını çıkarsın'  derken, diğer yarımız  'ama biraz kitap okusun, biraz test çözsün, azcık da ders çalışsın'  demeden duramıyor! Söz konusu çocukların yaz tatilini nasıl geçirmeleri gerektiği olunca kabul edelim karar vermek zor. Burada doğru kararları vermek için bakış açımızı tek bir noktadan farklı bakış açılarını içeren geniş bir perspektife çevirmekte fayda var. Öncelikle karnelerdeki durumlar her ne olursa olsun tatil çocukların hakkı. Hiçbirimiz yılın kısa bir süresini kapsamayan tatillerde çalışmak istemeyiz. Dolayısıyla çocuklarımızın da 9 aylık sıkı bir okul maratonu sonrası ders çalışmak en son isteyecekleri

Çocuklar neden her şeyi yere atar? Bakış açınızı değiştirecek öneriler!

Çocuklar ve bebekler neden her şeyi yere atıp, döker? Beşikte, kundakta sakince yatırıp uyuttuğunuz, sonra ilk dönüşlerini ilk adımlarını merakla beklediğiniz çocuğunuz şu sıralar eline ne bulduysa atıp, döküyor mu? Ne yapsanız çocuğunuzu durduramıyor, ne söylüyorsanız başarısız mı oluyorsununuz? Döküp atmalarına bir de öfke nöbetleri mi eklenmeye başladı? Korkmayın çocuğunuz büyüyor! Tek yapmanız gereken belki de bakış açınızı değiştirmektir! Öncelikle kabul edin. 2 yaş civarına yaklaşan çocuklar ellerine geçirdikleri her şeyi yere atar, döker, fırlatırlar. Bunu yaparken kendilerinin yada başkalarının zarar göreceğini düşünmezler. Tek yapmak istedikleri eline aldığı şeyi atınca neler olduğunu izlemek, deneyimlemektir. Ancak bu yaş grubunda tek bir deneyim yada bir kaç deneyim yeterli değildir. Yani bir kez elindeki bardağı yere attığında olanı görüp 'ha tamam atınca yere düşüyormuş, ses çıkarıyormuş, su dökülüyormuş' diye düşünemezler. Sadece olana odaklanırlar ancak

İnatçı çocukla doğru iletişim nasıl kurulur?

İnatçı çocukla doğru iletişim nasıl kurulur? Geçen haftalarda bir okurumuz 5 yaşındaki oğluyla yaşadığı bir sorunu paylaşmıştı. Durum özetle şöyleydi: Çocuğun okula uyumuyla ilgili hiçbir sorunu yok. Ancak gerek arkadaşlarıyla ilişkisinde gerekse ev içinde aile bireyleriyle ilişkisinde 'istediği olmadığı' zaman hırçınlaşma, oyundan çıkma ve iletişimi kesme yönünde tavır gösteriyordu. Benzer sıkıntıları çok sayıda ailenin yaşadığını düşünerek okurumuza verdiğim yanıtın bir benzerini köşeye taşımak gerektiğini düşündüm. Umarım benzer sorunlar yaşayan anne babalara da yol gösterici olur! Öncelikle böyle bir durum yaşıyorsunuz bakabilceğimiz ilk yer çocuğumuzun yaşı olmalı. Çünkü çocukların davranışlarını analiz ederken yaş çok belirgin bir faktör olarak karşımıza çıkar. Okurumuzun durumundaki gibi 5 yaşındaki çocuklar, kendi benlik duyguları gelişmiş, kendi başlarına bir şeyler başarma istediğiyle donanmış olurlar. Bu yaşlar tam da bu özelliklerinin gerektirdiği davranışlar