Çocukların durumu mahkumlardan beter!


'Akşam ezanı okunduktan sonra sokak, mokak yok.'

Bu benim çocukluğumda annemin bizi dışarıda oynamaya salarken yaptığı keskin uyarıydı.

Hoca efendi 'Allahü Ekber...' deyince koştur Allah eve gitme telaşı başlardı.

Üstümüz kirlenmiş, terlemişiz, tozlanmışız dert değildi o zamanlar. Eller yıkanır, üst baş değişir baba da gelince yemek yer hooppp yatardık biz çocukken.

Ertesi gün kaldığımız yerden devam...

Geçmiş dönemlere takıntılı tiplerden değilim. Her dönemin çocukları başka zamanlar için dünyaya geliyor, geleceğin dinamiklerine göre yetişiyor.

Yadsımıyorum hayatımızdaki telefonları, tablet bilgisayarları, televizyonu...

Ama üzülüyorum onlar için toprak göremedikleri, kumlara bulanamadıkları için.

10 ülkede 12 bin ebeveynle yürütülen Global Çocuk ve Oyun Araştırması Türkiye sonuçları günümüz çocuklarının yaşadığı sıkışmışlığı gözler önüne seriyor.

Araştırma sonuçlarına göre,

- Türkiye’de her on çocuktan altısı yani yüzde 61'i bir günde ortalama 1 saat ya da daha az süre dışarıda oyun oynayabiliyor. Daha korkuncu, bu süre mahkumların açık havada geçirmeleri tavsiye edilen minimum sürenin bile altında.

- Türkiye’de her yedi çocuktan biri, standart bir günde hiç dışarıda oyun oynayamıyor.

- Türkiye'de her 2 ebeveynden 1'i çocukları ile açık havada oyun oynamak için zamanlarının olmadığını söylüyor.

- Her 10 ebeveynden 9'u çocuklarının gerçek hayatta spor yapmak yerine sanal ortamda spor oyunları oynamayı tercih ettiği itirafında bulunuyor.

Peki sokakta oyun oynamazsa ne olur?

Bu sorunun yanıtını araştırma ekibinde yer alan Çocuk Gelişim Danışma Kurulu Başkanı Sir Ken Robinson şöyle veriyor:

“Akademik araştırmalar aktif bir şekilde oyun oynamanın çocuklar için doğal ve öncelikli bir öğrenme yolu olduğunu gösteriyor. Bu oyun türü, özellikle hızlı beyin gelişiminin yaşandığı dönemdeki çocukların sağlıklı büyümeleri ve ilerleme kaydetmeleri için çok önemli. Ancak oyun önemsiz olduğu gerekçesiyle çoğunlukla göz ardı ediliyor. Bunun sonucu olarak çocukların hayatlarındaki aktif oyun süresinin azalmasıyla ilgili artan ve alarm verici bir eğilim söz konusu.

OYUN DENGESİZLİĞİ ENDİŞE VERİCİ

Endişe verici bir oyun dengesizliğiyle karşı karşıyayız. Ekranlar eğitim ve eğlence için harika kaynaklar olabilir ancak çocuklar, zihinlerini ve vücutlarını tam anlamıyla kullanabilmeleri ve etraflarındaki dünyayı daha fazla öğrenmeleri için farklı türdeki oyunları dengeli biçimde oynamalılar. Oynamak, çocukların öğrenmelerine, tecrübe etmelerine, odaklanmalarına, konsantrasyonlarına, kendilerine daha dönük olmalarına ve sosyal güvenlerini geliştirmelerine yardımcı olur. Oyun aynı zamanda çocukların paylaşım, kurallara uyma, sıra bekleme, diğerlerinin seçimlerine saygı duyma, kaybetmeyi kabullenme, sabretme, hoşgörülü olma, açık fikirli olma ve empati kurma gibi önemli sosyal değerleri kazanmalarına yardım eder. Çocuklarınızın serbest türde, daha az kurgulanmış oyunları dışarıda güvenle ve özgürce oynamalarına izin verin; onların girişken tavırlarına, hayal kurma ve yaratım becerilerine şaşıracaksınız. Onları şimdiden geliştirmek ve gelecekte başarılı, çok yönlü ve mutlu birer erişkin olmalarına yardımcı olmak için çocuklarımızın hayatında aktif oyuna yer vermeliyiz.”

KONTROLCÜ ANNE OLMAKTAN VAZGEÇİN!

Araştırmanın Türkiye Danışmanı Prof. Dr. Yankı Yazgan ise sokak oyunlarından uzak durmanın altında 'ebeveyn' davranışlarının yattığı uyarısında bulunuyor.

"Dengesizliğe en fazla etkisi olan 3 öge var;

- Ebeveynlerin aşırı kontrolcü yaklaşımı,

- Çocukların ekranlara olan aşırı ilgisi ve

- Çocukların gündelik programlarının giderek yoğunlaşması.

Çocukların gelişim dönemlerinde ihtiyaç duydukları oyun ve faaliyetler hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan ebeveynler, bilgi eksiklikleri nedeniyle risk almamak için kontrolcü davranıp ev ortamını çocuklar için daha güvenli bulabiliyor. Ev, onlar için dışarıda yaşanabilecek kazalara, soğuğa, sıcağa ve daha pek çok riske karşı bir kale. Ancak bu kale de yeterli uyaran olmadığı gibi çocukların karşılaşması gereken zorluklardan paylarına düşen dersleri alma şansı da yok. O yüzden ailelere çocuklarının oyunlarına ve aktivitelerine doğrudan müdahil olmadan ama elbette güvenliklerini gözeterek çocuklarına yaparak, yaşayaıp anlamlandırarak, deneyimleyerek öğrenme fırsatı tanımalarını öneriyoruz.”

Bu yazıyı sonuna kadar okuyan anne ve babalar daha ne bekliyorsunuz?

HADİ ÇOCUKLARINIZLA PARKA GİDİN!

0 yorum