Ana içeriğe atla

Hamilelikte 5 önemli hormon



Hamilelikte duygusal değişimlere neden olmalarıyla meşhur olmuş olan hamilelik hormonları aslında ne işe yarar?

Hamilelik hormonu nedir?

Kadınların rahminde bir yumurta döllendiği zaman, bu yumurtanın gelişebilmesi ve bir bebeğe dönüşebilmesi için bazı özel hormonlar salgılanmaya başlıyor. Hamileliği ve doğumu mümkün kılan, aynı zamanda hamileliğin durumu ile ilgili de ipuçları veren bu hormonlara hamilelik hormonu adı verilir. Bilinen 5 hamilelik hormonu vardır.

Hamilelikte hormonların etkisi

Kadınlar gebelikleri boyunca vücutlarında birçok fiziksel ve duygusal değişiklikler yaşıyor. Bu dönemde kadınlar bir an sakin ve mutlu, saniyeler sonra ise karamsar ve parlayan, değişken bir ruh haline sahip olabiliyor. Tüm bunları yaşamalarına neden olan şey ise; fiziksel ve ruhsal değişikliklere yol açan gebelik hormonları. Bu hormonlar, bazen istenmeyen durumlara neden olmaları ile meşhur olsalar da, aslında sağlıklı bir hamilelik ve bebek için çok önemli.

1. "HCG"

HCG Hormonu nedir?

Gebe kalındığını müjdeleyen hormon olarak da bilinir. Gebelik testi, bu hormonun kanda veya idrarda tespit edilmesi ile kesinlik kazanır. HCG hormonu, yeni döllenmiş yumurtayı çevreleyen ve daha sonra plasentaya dönüşecek olan hücreler tarafından salgılanır.

Beta HCG hormonu nedir?

HCG hormonunun alfa (α) ve beta (β) olmak üzere iki adet alt ünitesi (subunit) bulunur. Gebelik testlerinde kanda ölçümü yapılan beta ünitesi olduğu için, kanda bakılan gebelik testlerine ‘BETA-HCG TESTİ’ adı veriliyor.

Beta HCG hormonu ne zaman yükselir?

Hormonun anne kanında tespit edilmesi, yaklaşık olarak LH pikinden (yumurtlamadan) 10 gün sonra mümkün oluyor. Yani anne kanında β-HCG hormonunun tespit edilmesi, yaklaşık olarak adet gecikmesi yaşanan günlerde veya birkaç gün önce mümkün olabiliyor. Gebeliğin rahme yerleşmesinden sonra HCG hormonu anne kanında giderek artmaya devam eder ve 10. gebelik haftasında en yüksek değere, yani yaklaşık 100.000 mIU/ml değerine ulaşır. Bu haftadan sonra gebeliğin orta dönemine kadar 20.000 mIU/ml değerlerine kadar düşüyor ve doğuma kadar da bu değerlerde sabit kalıyor.

Beta HCG hormonunun vücuda etkileri

HCG hormonu gebelikte mide bulantısından sorumlu hormon olarak gösteriliyor. İlk 3 aydan sonra, HCG hormonu salgılanmasının azalmasıyla birlikte mide bulantıları da azalıyor.

2. Östrojen

Östrojen nedir?

Östrojen hormonu, kadınların fizyolojilerinde en önemli rolü oynayan hormonlardan biridir. Adet döngüleri, meme büyümesi, menopozun yanı sıra, hamilelikte de önemli etkileri olan bir hormondur.

Bu hormon anne adayının vücudunu, bebek taşımaya ve emzirmeye hazır hale getirmede de önemli rol oynar. Aynı zamanda embriyonun rahim yüzeyine sağlıklı bir şekilde tutunabilmesi de östrojen sayesinde mümkün olur.

Östrojen hormonu ne zaman yükselir?

İlk 3 ay boyunca östrojen, yumurtlamadan regl dönemine kadar olandan biraz daha fazla salgılanıyor. İlk 3 aydan sonra ise östrojen, normal değerin 30-50 katına kadar yükseliyor. Bu artış, rahimdeki kaslar ile göğüslerdeki süt kanallarının büyümesine ve rahme yeterli kan gitmesine yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra eklemleri yumuşatması, özellikle de pelvisin gevşek hale gelmesini sağlaması ile doğuma hazırlıkta rol oynuyor. Hatta hamileliğin son günlerindeki yüksek östrojen ve buna eklenen progesteron seviyesindeki düşüşün, doğumu başlattığı düşünülüyor.

Östrojenin etkileri

Bebeğin sağlıklı bir şekilde rahmin içine tutunabilmesini ve hamileliğin sorunsuz bir şekilde ilerlemesini sağlayan östrojen, hamileliğe özel bazı durumlardan da sorumlu.

Örneğin östrojen, cilde rengini veren pigment maddesinin de artmasına yol açar. Bu yüzden hamilelikte göğüs uçlarının rengi koyulaşır ve yüzde çillenmeler meydana gelir. Artan östrojenin etkisi, aynı zamanda cinsel arzunun artmasına da neden olabiliyor.

Östrojen, gebelikte artan kan basıncının da ana nedeni. Bunun nedeni ise; rahme daha fazla kan gönderilmesini sağlamak. Östrojen, tüm bu etkilerinin yanı sıra eklemlerde gevşemeye yol açtığı için, özellikle akşam saatlerinde çekilen sırt ağrılarının da sorumlusu olarak gösteriliyor.

3. Progesteron

Progesteron nedir?

Yumurtlamadan hemen sonra progesteron seviyesi yükselir. Bu hormonun temel görevi; döllenen yumurtayı barındıracak olan rahim içi dokusunun yerinde durmasını sağlamak. Bu görevi östrojen hormonu ile birlikte yerine getiriyor. Progesteron, aynı zamanda hamileliğin son ana kadar devam etmesini sağlayan hormondur.

Progesteron hamilelik döneminde kasları rahatlatıyor, özellikle de rahim kaslarının gereksiz yere kasılarak hamileliği vaktinden önce sonlandırılmasını engelliyor.

Progesteronun vücuda etkileri

Progesteron etkisi ile kasların yavaşlaması vücutta birçok başka değişikliklere yol açıyor. Sindirim sistemindeki kasların da yavaşlaması ile kabızlık görülebiliyor. Hormon, aynı zamanda böbreklerin büyümesine yol açtığı için, özellikle geceleri daha fazla idrara çıkma ihtiyacı hissedilebiliyor. Dolaşım yavaşladığından, bacaklarda ve hatta vajinada varisler oluşabiliyor. Aynı zamanda tansiyon düşürücü etkisi olduğu için, uzanma ihtiyacı hissettiriyor. Hormon, rahmin gereksiz kasılmalarını önlüyor ve vücudun genel olarak sakinleşmesini sağlıyor.

Hormonun bir başka etkisi de ayak bileklerinin özellikle akşam saatlerinde çok şişmesi. Ayrıca sık idrara çıkma nedeniyle, gece uykularının bölünmesine de neden oluyor.

4. Oksitosin

Oksitosin nedir?

'Aşk hormonu' olarak da bilinen oksitosin, aynı zamanda doğumun gerçekleşmesini sağlayan hormondur. Doğum başladığında vücutta doğal olarak yükselmeye başlayan oksitosin hormonu, rahim kasılmalarını düzenler ve bebeği dışarı itmeyi mümkün kılar.

Oksitosin ne zaman artar?

Oksitosin, aynı zamanda 'çekingen' bir hormon olarak da bilinir. Kişinin içinde bulunduğu fiziksel duruma ve çevresel şartlara göre salınımı tetiklenebilir ya da durabilir. Örneğin doğumu başlayan bir anne kendini güvende hissetmezse, herhangi bir korku unsuru nedeniyle adrenalin salgılıyorsa, oksitosin seviyeleri düşerek doğumu zorlaştırabilir. Doğum yapan memeli hayvanların güvenli bir alan araması gibi, kadınlar da mahremiyet alanı içinde olabilecekleri, sakin, az ışıklı ve güvenli ortamlarda daha kolay oksitosin salgılarlar ve bu sayede daha rahat bir şekilde doğumlarını gerçekleştirebilirler. Öyle ki, doğum ilerlemediğinde suni oksitosin verilmesi gerekebilir. "Suni sancı" olarak da bilinen yapay oksitosin (pitocin) rahim kasılmalarını düzenlemeye yardımcı olması için damar yoluyla verilir.

Oksitosin hormonunun görevi

Vücutta salgılanan oksitosin, rahim kasılmalarını mümkün kılarak döllenmenin gerçekleşmesine de yardımcı olur. Cinsel ilişki esnasında salgılanan oksitosin, rahmin spermleri sağlıklı bir şekilde alabilmesine yardımcı olur ve aynı şekilde, kadınların cinsel ilişkiden aldığı hazzı da arttırır.

Doğum sırasında da rahmin kasılmasını düzenleyerek doğumun sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesini sağlar.

Doğumdan sonra da vücutta oksitosin seviyeleri yüksektir. Bu sayede rahim yavaşça kasılmaya devam ederek, eski haline gelecek şekilde toparlanabilir.

Bunun yanı sıra doğumdan sonra emzirirken salgılanan oksitosin, göğüslerden süt gelmesine yardımcı oluyor. Bebeğin her meme emişinde oksitosin salgılanıyor. Bu esnada süt üreten hücrelerin etrafındaki kaslar kasılarak, sütün meme başından dışarı çıkışı sağlanıyor.

5. Relaksin

Relaksin nedir?

Relaksin hormonu yumurtalıklarda salgılanan, rahim boynunu ve pelvis kemiklerini esnetmeye yardımcı olan bir hormondur.

Relaksin hormonunun görevi

Hamilelik oluştuğunda vücutta artmaya başlayan relaksin hormonu, yeni kan damarlarının oluşmasına yardımcı olarak döllenen yumurta için en uygun ortamın oluşmasına yardımcı olur.

Bunun yanı sıra hamilelik ilerledikçe, rahim ağzının ön tarafında bulunan ve normalde sabit olan symphysis pubis (kalça kemiklerinin önde çatı kemiği bölgesinde birleştiği çatı eklemi) adlı eklemin gevşemesini sağlıyor. Bu sayede doğumda bebek pelvisten daha kolay çıkıyor. Symphysis pubis eklemi gevşedikçe, pubik (karnın ön bölümünde, kalça kemiğinin alt kenarı ile dış cinsel organların üst kenarı arasında kalan kıllarla kaplı bölge) kemiğinde keskin sancılar hissedilebiliyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım?

Çocuğumu okula göndermek istemiyorum ne yapmalıyım? sorusu bu sıralar obenimannem.com okurları tarafından sıklıkla bize soruluyor. Çocuğumu 1. sınıfa göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenleri sizler için derledik.

Çocuğunu okula göndermek istemeyen ailelerin yapması gerekenler Milli Eğitim Bakanlığı'nın okul öncesi eğitim ve ilköğretim kurumları yönetmeliğiyle düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğe göre, 66 ve 71 ay arası çocukların okula başlama tercihi velilerine bırakılmıştır. Eğer çocuğunuzun yaşı 69-71 ay aralığındaysa ve çocuğunuzu 1. sınıfa göndermek istemiyorsanız kamu ve üniversite hastanelerinden rapor almanız gerekmektedir. Bu raporların çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları tarafından düzenlenmesi ve çocuğun gelişiminin okula başlamaya uygun olmadığına dair ifadeleri içermesi gerekmektedir. Eğer çocuğunuzun yaşı 60-66 ay aralığındaysa ve okula gitmesini istemiyorsanız rapor almanıza gerek yok. Ailelerin çocuklarını okula göndermek istemediklerini belirten bir dilekç…

1 yaşındaki bebek neden yemek yemez?

Bebeğinizle ek gıdaya geçtiniz! Püreler hazırladınız kimini yedi kimini yemedi ama yine de iyi kötü besinlerle tanışmasını sağladınız. Sonra bebeğiniz ilk yaşına geldi ve siz onun artık daha farklı şeyler yiyebileceğini, püreler, rondolar yerine taneli gıdaları yiyebileceği için sevinmeye başladınız. Artık dişleri de çıktığına göre her şey daha kolay olacak diye düşündünüz!

Ama hiç de öyle olmadı!

1 yaşından sonra bebeğiniz önüne konulan yeni şeyleri reddetmeye, ağzına aldığı yiyecekleri şiddetle öğürmeye ve kusmaya başladı.

Rondoyla olan muhabbetiniz daha da koyulaştı! Saatlerce uğraşıp pişirdiğiniz yemeği kusursuzca rondoladınız. Ama yine de işe yaramadı değil mi bebeğiniz ilk kaşıkta her şeyi çıkardı.

Üzülmeyin yalnız değilsiniz! 

1 yaşından sonra bebeklerde yemeklere karşı ortaya çıkan direncin çok mantıklı bir nedeni var. Okuyunca içinizin rahatlamasını umuyorum.



İnsan beyni hala ilkel dönemlerdeki gibi çalışır. Yani tek amaç var. Hayatta kalmak!
Bu bebekler için de geçerli. 1 ya…

Toplama-çıkarma nasıl öğretilir? Sayı Güneşi yöntemi

Bir sayı hangi sayılardan oluşur? Sayı Güneşi'yle işi başında çocuğunuzun 4 işlemin inceliklerini öğrenmesini sağlayabilirsiniz. Yapmanız gereken çok basit.

Sarı kartondan kesilen yuvarlakların içine bir sayı yazın, sonra tahta mandalların üzerine o sayıyı oluşturan sayıları yazın örneğin hedef sayınız 10 olsun. Mandalların üzerine 10 sayısını oluşturan farklı toplama kombinasyonları yazın.

5+5, 2+8, 1+9, 6+4 gibi, Farklı sayılar için de bir kaç tane Sayı Güneşi hazırlayın. Sonra çocuğunuzun doğru kombinasyonları bulmasına yardımcı olun. Bu etkinlikle çocuğunuz hem erken dönem matematik becerisini hem de analitik düşünme becerisini geliştirecektir. Aynı zamanda mandal kullanımının çocuklarda ince motor becerisi gelişimi destekleyen bir araç olduğun da unutulmamalıdır.

Bebek Liderliğinde Beslenme-BLW'den önce mutlaka bilmeniz gerekenler

Bebek beslenmesiyle ilgili pek çok farklı akım var. Yaygın olanı sadece anne sütüyle beslenmenin bittiği ek gıdaya geçişte püre ve muhallebi kıvamlı gıdalara öncelik veren klasik akım. Bir çoğunuz da bu yolla çocuklarımızı büyüttük. Ancak son yıllarda popülerliği hızla artan yeni bir akım var. Baby Led Weaning-BLW olarak anılan Türkçe'ye ise Bebek Liderliğinde Beslenme olarak geçen bu akımda püre ve muhallebi kıvamı yok.

Akımın öncülerine göre bebekler zaten yutmayı biliyorlar onların öğrenmesi gereken çiğnemek. Dolayısıyla ek gıdaya geçişte yapılması gereken şey bebekler için yemesi uygun olan yiyeceklerin onlar için güvenli boyutlarda sunulması. Ezme, rendeleme yok!

Burada öncü olan da bebeğin kendisi olmalı. Yani besleme diye bir şey yok. Seçilen ve hazırlanan yiyecekler bebeklerin önüne konulmalı ve bebekler yemeye kendileri istek göstermeli. Eğer bebeğiniz yemeklere dokunmuyor ve onları ağzına götürmek istemiyorsa henüz ek gıdaya geçiş için hazır değil  demek.



Yöntemin bebek…

Okuma-yazmaya hazırlık çalışmaları bu bardaklar şahane!

Çocuklar için harflerin hem büyük hem de küçük formları öğrenmek okuma-yazma çalışmalarında zorlandıkları bir basamak olabilir. Ancak bu zorlanma evresini oyun aracılığıyla anne-babalar kolaylıkla aşabilir.

Bu oyunlardan biri olan büyük harf-küçük harf eşleştirme bardaklarıdır. Çocukların seveceği, Büyük harf küçük harf eşleştirme bardakları nasıl yapılır? sorusunu www.elmaelma.com anne ve çocuk yazarı Deniz Temur sizler için yaptı.

Oyunun düzeneğini, evde bir kaç bardak kağıt ve renkli bir karton ile evde kolayca hazırlayabilirisiniz. A4 boyutunda kesilmiş bir kartonun üzerine bardaklarla sığdığı kadar yuvarlaklar çizin. Seçtiğiniz büyük harfleri kartona çizdiğiniz dairelerin içine yazın.

Diğer yanda ayırdığınız kağıt bardakların altına yazdığınız harflerin küçük şekillerini yazın ve çocuğunuza harfleri eşleştirmesini isteyin. Her defasında 6 ila 8 harften oluşan düzenekler hazırlayın. Bu etkinlikle çocuğunuzun hem okuma hem yazma kabiliyetini yükselteceğiniz gibi aynı anda gruplama…

Okula başlama yaşı kaç olmalı?

"Okula başlama yaşı kaç olmalı"sorusunun bütün çocukları kapsayan, kesin bir yanıtı yok. Çocuğun okula başlama yaşını belirleyen çocuğun gelişim düzeyidir. Bu konuda karar vermek isteyen aileler öncelikle çocuklarının gelişimlerini objektif bir gözle değerlendirmelidirler. Bu değerlendirme mutlaka çocuk merkezli olmalıdır.

Çocuğa bakacak kimsenin olmaması, bakım masraflarından kurtulma çabası, anne ve babanın uzun saatler çalışma zorunluluğu gibi ebeveynlerden kaynaklanan gerekçeler değerlendirmeye alınmamalıdır. Dikkat edilmesi gerekenlerin başında çocukların fiziksel gelişimi ve öz yeterlilik becerilerindeki gelişmişlik düzeyleri gelmelidir. Çocukların kendi kendine yemek yiyebilme, tuvalet ve kişisel temizlik ihtiyaçlarını giderebilme, kendini ifade edebilme, kalabalık gruplar içinde hareket edebilme kabiliyetlerinin yeterli olması çok önemlidir.

Bununla birlikte çocukların akademik gelişmişlik düzeyi de dikkate alınması gereken diğer bir noktadır. Erken yaşta okula başl…

Çalışan annenin talebidir: Ücretli doğum izni uzatılsın!

Çalışan annenin resmini çiz deseler tam da böyle bir şey çizerdim.

Bebeği daha 2.5 aylıkken çalışmaya dönmüş, 1.5 yaşına gelene kadar homeoffice düzeniyle tam zamanlı çalışmış, sonra her hastalıkta, kar tatilinde evde çalışmış, maymun gibi çocuğunu yakasında taşımış çalışan bir anne olarak başka bir resim aklıma gelmezdi heralde.

Bu resimdeki anne 27 yaşında Melody Blackwell ve ABD'de bir klinikte çalışıyor. 13 Aralık'ta bu fotoğrafını Facebook'ta paylaştıktan sonra bir günde 700 kezden fazla paylaşılarak tanınır hale geldi. Melody kızı Nora-Jo'yu doğurduktan 3 ay sonra izni bittiği için işe dönmek zorunda kalan milyonlarca çalışan kadından sadece biri. Haftada 1 gün ofise gitmek zorunda olan Melody, haftanın 4 günü de evden çalışıyordu. Ofis günlerinde de kızını yanında götürüyor.

İlk bakışta bir çoğumuz için evden çalışma büyük bir nimet gibi geliyor kulağa değil mi? Hele ki çocuğunu ofise götürebilmek çalışan annelerin hemen hemen hepsi için 'imkansız' sını…

Daha iyi bir ebeveyn nasıl olunur? Bir okul müdüründen 10 ipucu

Bazen öğretmenler, çocukların kaygılarını veya zor davranışlarını görür ve nereden geldiği konusunda oldukça net bir fikirleri vardır: Aileler!

Ailelerin çocukların gelişimleri ve akademik başarıları üzerinde hayati öneme sahip olduğunu deneyimleyen İngiltere'deki bir okul müdürü yeni eğitim yılı başlamadan önce velilere 'Daha iyi bir veli olmak için 10 ipucunu kaleme almaya karar verdi. Stresten uzak, keyifli yaz tatili günleri bu önerileri okuyup içselleştirmek için bir fırsat olabilir. Kim bilir belki okullar açıldığında siz de yeni bir veli olursunuz. İşte sizi dönüştürecek 10 öneri:

1-ÇOCUKLARINIZ SİZİ SEVİYOR VE SİZİ İZLİYOR

Günlük yaşamda, sokakta ya da otoparkta saldırgan bir şekilde hareket ederseniz, bu sizin çocuğunuzun davranışlarına yansıyabilir -öğretmenlerine, meslektaşlarına ya da hatta size- Okulda nezaket ve düşünceye örnek oluşturmaya çalışıyoruz. Çocuklar sınıf arkadaşlarına beceremeyeceklerini söylemeyi bizden öğrenmiyorlar.


2- LÜTFEN ÇOCUKLARINIZA ONLARI Ö…

RAM raporu ile kayıt erteleme nasıl olur?

RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü, nasıl yapılır? Koronavirüs salgını hayatımıza bir de RAM raporunu soktu. Uzun yıllardır özel öğrenme güçlüğü olan öğrenciler için uygulanan RAM raporu süreci Koronavirüs salgını nedeniyle çocuklarını okula göndermek istemeyen velilerin için bir kaçış umuduna dönüştü. 72 aylık çocuklarını okula göndermek istemeyen veliler çocukları için RAM raporu almayı bile göze almış durumda. Peki nedir bu RAM raporu, nasıl alınır, şartları neler? Daha da önemlisi RAM raporu ile kayıt erteleme mümkün mü? Geçen haftalarda kaleme aldığım ‘Çocuğumu okula göndermezsen ne olur’ Başlıklı yazıyı okuyup bana ulaşanlar RAM raporunu sordu. Bu yazı da çocuğunu okula göndermek istemeyip RAM raporu hakkında bilgi arayanlar için gelsin.İşe RAM raporu ne demek onu açıklayarak başlayalım!RAM Raporu Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’nin adının kısaltılmasından geliyor. Rehberlik ve Araştırma Merkezleri Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı çalışan bir yapı. Görevleri özel ve destek…

Çocuklara yazı yazmayı sevdirecek eğlenceli yol

Çocukların yazı yazma becerilerinin gelişmesi için ellerindeki ince kaslarının gelişmiş olması şart. Okul öncesi dönemde yapılacak basit aktivitelerle hem çocuğunuzun ince kaslarının gelişmesine yardımcı olabilir hem de yazı yazarken el kontrolü kabiliyetini geliştirebilirsiniz.

Yazı yazmaya hazırlık tahtası tam da bu işi görecek eğlenceli bir yöntem.

İhtiyacınız olan bir karton kutudan kesilmiş mukavva parçaları, bir kaç tane A4 kağıdı, harita raptiyeleri ve yapışkanlı dekor kağıtları.

Yazı yazmaya hazırlık tahtasının nasıl yapılacağını playerdaki videomuzdan izleyebilirsiniz.