Çocuğum her yeri karıştırıp dağıtıyor ne yapmalıyım?

Hayal etmek yaşamanın fragmanı gibidir.

Haydi gelin hayal edelim!

Şöyle bir ev tablosu düşünün çocuğunuz salondan mutfağa yatak; odasından banyoya çekmece ve dolaplarda ne var ne yok karıştırmış, dışarı dökmüş.

Evde bir harp havası.

Sizin ise tansiyon yükselmiş ve sabır taşınız çatlamış ve ani bir karar almışsınız. O gece el ayak çekilince bütün çekmece ve dolapları bir daha dağılmamak üzere toplamış ve ÇOCUK KİLİTLERİYLE açılamaz hale getirmişsiniz.

Derli toplu evinize son bir kez bakıp huzur içinde başınızı yastığa koymuşsunuz.

Ertesi sabah ise çocuğunuz ilk iş yataktan kalktığı gibi bulduğu ilk çekmecenin önüne oturmuş, bir çekmiş iki çekmiş açamamış. Yılmadan diğer dolap ve çekmeceleri denemiş ama nafile hiçbirini açamamış.

Önce şaşkın şaşkın denemeye devam etmiş baktı olmuyor basmış feryadı.

Alışır unutur sanmışsınız ama olmamış. Çekmeceleri açamayan küçük afacan her geçen gün daha öfkeli olmuş. Eline geçirdiğini atmaya, vurmaya başlamış.


BURADA BU SAHNEYİ DURDURUN!

Şimdi de şunu hayal edelim!

Güzel bir güne uyanmışsınız. Dışarıda mis gibi bir hava var. Bugünü kendinize ayırmışsınız. Kendinizi şımartıp keyifli bir gün geçirmeye kararlısınız.

Günün ilk kahvesini yudumlarken birden kapı çalsa.

Kapıyı açtınız karşınızda kimse yok.

Kapınını önünde şeklinden şemalinden hiç de hoşlanmadığınız, ne olduğunu anlayamadığınız bir paket duruyor. Paketi kimin neden bıraktığını da bir türlü çözemediniz. Üzerinde ne bir not var ne de ipucu.

Pakete dokunamadan kapıyı kapattınız. Ama keyfiniz kaçtı ne yapacağınızı bilemediniz. Belki bir komşu görürsünüz umuduyla kapıyı yeniden açtınız. Pakete dokunmadan merdiven boşluğundan şöyle bir sağa sola baktınız. Ortalarda tık yok. Yeniden kapıyı kapatıp içeri girdiniz.

Keyifsizlik yerini huzursuzluğa hatta korkuya bırakmaya başladı. Çare olarak eşinize telefon açtınız durumu anlattınız. Onu da aldını bir telaş. Size polisi aramanızı durumu anlatmanızı ve hemen yola çıkıp eve geleceğini söyledi.

Siz ise artık kalp atışınızın bile sesini duyar hale geldiniz.

İşte tam da bu noktada yaşadığınız korku, endişe, çaresizlik hislerini çekmeceleri açamayan çocuğunuz da hissediyor.

Psikoloji bilimi bu durumu; 'İnsan hakim olamadığı nesnelere karşı korku, endişe duyar' şeklinde yorumluyor.

Bu korku ve endişe kimi zaman şiddet, öfke olarak kendini gösterirken, kimi zamanda sinme, içe kapanma olarak sonuçlanabilir. Özetlesi, çocuğunuz açamadığı çekmecenin içindeki nesnelere hakim olamadığı için onlara karşı korku ve endişe geliştirir.

BIRAKIN DOKUNARAK SAKİNLEŞSİN

"Bireylerde var olan dokunma ve anlama isteğinin dayanılmazlığından yola çıkarak psikologlar, bireylerin bazı şeyleri dokunarak anlama gereksinimleri olduğunu ya da bazı şeylerin dokunarak sakinleşmenin yolu olduğunu söylüyorlar.

Birey bilmediği yeni bir cihazı kurcalayarak ne olduğunu
anlama yönünde kendisini tatmin edebilir. Örneğin; tespih çekmek, sınıfta derste kalem çevirmek, yüzüğüyle oynamak gibi durumlarda da birey kurcaladığı maddelerle kendisini sakinleştirir. *"

Peki ne yapacağız, bırakacağız da çocuklar her şeyi dağıtsın mı yani diye eleştirenleri duyar gibiyim.

Burada tercih sizin, ya ev dağılacak ya çocuk!

Ev dediğin toplanır da peki ya çocuklar?

* Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Şahin Altun'un Davranışın Oluşum Zinciri notlarından alıntıdır.

0 yorum